Futbolla Alakali Degil Ama--Avrupa Birligi

Forum Galatasaray Spor Kulubu ve Turk sporu hakkinda ayrintili haberler, yorum ve analizler, ogretici arastirmalar ve diger onemli spor olaylari hakkinda bilgi akisini saglamak, yazilanlari saglikli bir yapi cercevesinde dunyadaki butun Galatasarayli arkadaslar ve diger sporseverler ile paylasmak amaciyla kurulmustur.

Moderator: Staff

Cengiz Akgun
Moderator
Posts: 13009
Joined: Tue Oct 22, 2002 7:47 am
Location: New Jersey /USA

Post by Cengiz Akgun »

Kayahan'in $arkisindaki gibi size Avrupa yollari bize dumdum kur$unlari:

http://www.milliyet.com.tr/2005/10/09/y ... yas01.html
Cengiz Akgun

"Asrın, yeni bir umdesi var, hak kapanındır
Söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.
Geçmez ele bir paye kavuk sallamayınca
Kürsi-i liyakat pezevenk, puşt olanındır.”
N. Tevfik 1940.
Murat Kara
Posts: 1279
Joined: Tue Oct 22, 2002 11:38 pm

Post by Murat Kara »

Ali'nin yazisina yanit vermek lazim ancak gercekten vaktim pek yok ve o yazida benim gorebildigim kadariyla cok buyuk camlar devriliyor. Icersinde cok onemli dogrular da var halbuki!

Ancak soyle bir uyarida buluncak kadar vaktim var su anda. Tabii bu uyari sadece turk halki icin samimi duygular besleyenler icin anlam tasiyacaktir. (Her ne kadar vatan milletciler ortalikta cirit atiyor olsa da, cagimizda boyle insalari bulmak kolay degil.)

Ne yazik ki Avrupaya filan girilerek cehalet isi cozulmez. Yani Cengiz'in cok bozuldugu ve alaya almak icin hic bir firsati kacirmadigi, yuzyillardir egitimsiz birakilmis, 'kazma', 'maganda', 'hirbo' denen Turk halki AB olsa da olmasa da, egitime dogru duzgun yatirim yapilmadikca, zaten kotu durumda bulunan bir halka boyle gozunu yumup agzini acarak verip veristirenleri ne yazik ki gormeye devam edecegiz.

Burada, matbaadan 3.5 asir, Bati tipi ekonomiden 3 asir mahrum kalmis, feodal bir devlet yapisi ve Dunya'da burokrasiyi devlet yapisi icersinde (timar sistemi yardimiyla) ilk kez muthis bir ustalikla kullanmis bir Osmanli devletinin geriye kalan halkinda bahsediyoruz. Osmanli, Cin ile birlikte Bati ticaretine daha dogrusu bati somurusune, ekonomik modeli yuzunden (yani timar sistemi yuzunden) nispeten karsi koyabilmis ve karsi koyamadigi anda da yikilmis bir ulke (Turkiye'deki burokrasinin hala neden asiri guclu oldugu konusunda buradan ip ucu almak mumkun). Timar sisteminde (yanlis hatirlamiyorsam) atamalar uc-bes yil arayla rotasyon sistemi ile yapildigindan, memurlarin nufuz sahibi olmalari engelleniyordu. Boyle olunca Batili tuccarlarin gidipde ticari iliski kurabilecegi nufuslu birilerini bulmalari zorlasiyordu. O nedenle sistemi en tepeden Padisahin tahtindan delmeye ugrasarak, kapitilasyonlari filan elde ettiler. Ancak yine de verimli ve karli bir ticari iliski ortaya cikamadigindan, bu sisteme karsi olan ve bati kapitalizmini kendilerine hedef alan Genc Osmanlilar bati tarafindan destek gordu (elbette Genc Osmanlilar arasinda sosyalist takilanlar da vardi). Ancak ekonomik nedenlerle Osmanli Imparatorlugu tarihe gomuldugunde, bu Genc Osmanlilar Bati'nin direk koloni kurma cabalarina limon sikacaklar ve Mustafa Kemal'in kimliginde bagimsizlik savasi ortaya cikacaktir. Gunun kosullarinin da yardimiyla (Rus devrimi, savas bikkini bati halki, turk halkinin Osmanli timar sistemine olan tepkisi ve ozelikle Anadolu'da son yirmi yildir guclenmekte olan turk is adamlari, vs.nin yardimiyla) bu savas basariya ulastiginda, turk halki ile Bati arasinda hic bir engel kalmadi.

Nitekim Mustafa Kemal'in Cumhuriyeti, Osmanlidan farkli olarak Batinin ekonomik yapisini odullendiren bir yol cizdi. Ataturk, Ozal'i gorse gozleri dolu dolu olurdu sevincten. Bu 'engelsizligin' meyvelerini yiyecek bilince, turk halkindan cok, Batili tuccarlar sahipti. Ve bu hala boyle devam etmekte. Elbette simdi yanlarina turk tuccarlar da kirintilari toplamak icin ususmekte. (Batili sirketlerin buyuklukleri hakkinda bir ipucu vermek gerekirse, Sabancinin tum varliklari, Mercedes Benz'in bir bolumunun buyuklugu kadar. Mercedes ise DaimlerChrysler'in kucuk bir parcasi.)

Bu arada turk halkinin egitimi icin ilk basta koy okullari filan ile verilen cabalar cabucak yerini daha karli islere birakti. Ve turk halki, ozelikle doguda cok feci bir yoksulluk ve egitimsizlik icersinde kivrandi ve kivranmakta. Ulke genelinde ise DIE istatistiklerine gore son 5 yilda yoksulluk oranlari onemli derecede artti. (2003'yili icin bkz: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=153710)

Bu tarihi gercekleri atlarken (ki bunlarin hepsi kayda gecmis durumda) dikkatli olmak lazim. Yoksa Cengiz gibi parlak, samimi ve kalbini konusan birisi de dahil olmak uzere acikli hatalara dusmek cok kolay.

Turk halki bulundugu konumda, yuzyillarin ihmali ile egitimsiz ve gorgusuz birakilmis olabilir. Bunun cozumu egitime ciddi yatirimlar yaparak turk halkinin icinde bulundugu psikolojik yaralar da dahil, tum yaralarini iyilestirmektir. Ancak icinde bulundugumuz dunyada bu yatirimin yapilabilmesi icin gerekli kosullar mevcut degil. Serbest piyasa bu yatirimlari yapamaz. Ayrica Internet caginda tek bir ulkede bu sorunlarin asilabilmesi de imkansiz. O nedenle Bati'dan yardim gereklidir. Ancak bu yardim Batinin tuccarlarindan gelmez. AB yapisindan hic gelmez. Bu yardim sadece kendi caplarinda benzer problemleri yasayan Bati halkindan gelebilir. Bunun icinde Bati halkinin kendi ulkelerinde iktidarlari ele gecirmesi ve birlesmesi gerekir. Cus artik daha neler, kac yuzyil bekleyecegiz diyenleri duyar gibiyim. Bu tur bir tepki, sadece ciddiyetsiz dusunenlerin ve morallari cokmus olanlarin kafa yapisini yansitir.

Bu haliyle Avrupa Birligi projesi turk halki icin bir felaketi temsil etmektedir.
Ozan Ersoy
Posts: 3764
Joined: Wed Oct 23, 2002 4:18 am
Location: NC, USA

Post by Ozan Ersoy »

Murat Kara wrote:
Nitekim Mustafa Kemal'in Cumhuriyeti, Osmanlidan farkli olarak Batinin ekonomik yapisini odullendiren bir yol cizdi. Ataturk, Ozal'i gorse gozleri dolu dolu olurdu sevincten.
Oooo.... Camin hatta cinarin hatta Sequoia'nin en babasi burada devrilmis sanirim. Bu laflari etmek Mustafa Kemal'in M'sini anlamamak, hatta itinayla hakaret etmek demek. Ama korkmayin burasi Turkiye Cumhuriyet'i degil, cimbom.org forumu o yuzden "Ataturk'e hakaretten hapis" cezasi falan verilmez... Ataturk'e hakareti seriatcilara biraksak daha da mutlu oluruz... :)

deyip konunun dagitilmamasini rica ederekten ve madem Mustafa Kemal'den soz edilmisken, Avrupa Toplulugunun Turkiye'yi kuran adamin vizyonuna ne kadar ters oldugunu bahsetmek gerekir. Ataturk "bagimsiz Turkiye cumhuriyeti dunya sahnesinde medeni milletler seviyesinde elbet yer alacaktir" derken Turkiye'nin baska milletlerin gudumu, egemenligi altina girmesinden tabii ki soz etmemistir. Oyle olsaydi girerdi birinin mandasina gudumune biterdi hersey. Ne gerek vardi o kadar savasa, elin bin tane dusmanina karsi mucadeleye, cumhuriyete, halkin egemenligine vs... Ataturk'un ilk onemsedigi sey tam bagimsizliktir. Siyasal, hukuksal, ekonomik ve kulturel. Hos ekonomik bagimsizlik son 50 senede sagolsun devlet boyyuklerimiz tarafindan pic edilse de hala bir kac bagimsizligimiz vardir en azindan. Ne gerek var baskasinin parasina, anayasasina, burokrasisine, meclisine, kurallarina, onayina....

O yuzden Avrupa Toplulugu herseyden once Turkiye'de Kemalizmin yok edilmesini cok ister.

Turkiye'nin Avrupa Topluluguna uyeligi bir son olarak olmamasi gerekir bence. Turkiye pekala Avrupa toplulugunun yaninda, gelismis olarak dunya siyasetinde varligini surdurebilir. Ama 50 ama 100 sene sonra, kim bilir ne zaman. Ama illaki o toplulugun icinde olmak gerekmez. Butun bunlarin yaninda tam uyelik lazim ve de elzem olmasa da, uyelik sureci Turkiye'ye lazimdir. Belli bir hedef, bu hedefe ulasmak icin plan basibosluktan iyidir. Belki Turkiye'nin en onemli sorunu egitime bile cozumler uretilebilir... Maksat Evropali olmak olsun...

Ozan Ersoy
Murat Kara
Posts: 1279
Joined: Tue Oct 22, 2002 11:38 pm

Post by Murat Kara »

Sevgili Ozan,

Ben Ataturk'e hakaret etmiyorum. Ataturk dogru bildigi yolda, dogru olan seyi yapmis pragmatik bir liderdir. Ayrica ozelikle dunya tarihinde onemi de coktur. Dunyada 'ulusal mucadele' kavramini emperyalizme karsi basariya ulastiran sanirim ilk lider odur. Ondan sonra bir cok ulkede ulusal bagimsizlik kavraminin yerlestigini goruyoruz. Ancak, cizdigi yol Ozal'a cikiyorsa, onu o zaman dusunememis olabilir (boyle dusunmek bana gore saflik olur, o nedenle gozleri dolardi dedim). Bu yine de o yolun Ozal'a cikacagi gercegini degistirmez. Kaldi ki, o zamanlarda yolun Ozal'a cikacagini soyleyen muhalefet varmis. Zaten Lord Curzon da ip ucu vermemismiymis.

Amacim Ataturk'u tartismak filan da degil zaten. Sanirim yazdiklarim tam olarak kavranmamis burada.
Cengiz Akgun
Moderator
Posts: 13009
Joined: Tue Oct 22, 2002 7:47 am
Location: New Jersey /USA

Post by Cengiz Akgun »

M. Kemal ve Turgut Ozal'in kafa yapisi ve Dunya goru$unun caki$ikligini nasil goremedik bilmem. Murat yahu Allahtan vaktin fazla yokmu$. Biraz daha vaktin olaydi ve de biraz daha gayret etsen belki Kemal'in actigi Bati yolunda AB konusunda emin adimlarla ilerleyen Ba$bakan Erdogan ile de ovuneceginden de dem vurabilirsin.

Bugunlerde Turkiyede bir kitap cikmi$. Adi Cilgin Turkler diye iki cilt olarak. Bir iki yerde guvenilir kaynaklardan okudum tavsiye ediyorlar. 150 kusur baskisi tukenmi$. Yok yok Turkiyede kitap okuma ali$kanligi bir anda artigini kimse soylemiyor. Her baski 1500-2000 civarinda. Ozal ve yamaklarinin ovundugu 80 milyonluk Turkiyede bir kitap 30-40 bin satinca rekar kiriyorda.
Cengiz Akgun

"Asrın, yeni bir umdesi var, hak kapanındır
Söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.
Geçmez ele bir paye kavuk sallamayınca
Kürsi-i liyakat pezevenk, puşt olanındır.”
N. Tevfik 1940.
Murat Kara
Posts: 1279
Joined: Tue Oct 22, 2002 11:38 pm

Post by Murat Kara »

Cengiz,

Turgut Ozal'in Turkiye'yi dunya ekonomisine entegre etme cabalarinin Mustafa Kemal'in bagimsizlik cabalarina zit oldugunu dusunmek, olaya fazla kafa yormamak olur. Belki bu nedenle kacmistir gozlerden. Mustafa Kemal'in bagimsizlik kavrami, o gunun ezilmis insanlari uzerinde muazzam etki yapmisti, ve yine de yapar, ama uzun vadeli cozumun daha karmasik oldugu kabak gibi cikti ortaya gunumuzde. Bu nedenle o tur bir bagimsizlik kavrami bir retorik olarak tarihe gecmek durmunda artik.

Hem Batili ekonomi modeli ile yonetilmeyi kabul edeceksin Cumhuriyeti kurarken, hem de entegre olmayi red edeceksin ve 'bagimsiz' kalacagim diyeceksin! Dunya yuzeyinin altida birini kaplayan SSCB bile beceremedi bunu hem de devrim mevrim yapmisken bagimsiz kalabileyim diye. Genc ve fakir Turkiye Cumhuriyeti mi becerecekti? Boyle birsey akla mantiga sigar mi, hele ki bir arabanin uretimi icin bir duzine ulkede ofisler kurmak gereken bugunlerde? Bu nedenle o zamanki haliyle Osmanli, bugunku Turkiye'den daha bagimsizdi bile denebilir.

Bir kucuk daire cizip, senin perhiz ve tursu lafina geri donduk boylece.

Not: Ali'nin yazisini kucumsemek ve ukalalik yapmak degildi amacim. Sadece basina oturulup tek tek incelenmesi gereken konulara deginmis. O nedenle zamanim yok dedim.

Ayrica Turgut Ozal ile Mustafa Kemal'in kafa yapilari aynidir da demedim. M. Kemal'in cizdigi yoldan yuruyen herkez Ozal'a ulasirdi dedim. Yani Turkiye ekonomisinin dunya ekonomisine entegre etmeye calismak zorunda kalirdi. M.Kemal'in bu amaci bir cok yerde kayda gecmis durumda. Onuncu yil nutkunda bile soyluyor bati medeniyetine ulsamak gerektigini. Niye boyle sasirdiniz anlamadim. M.Kemal'e burada kredi vererek, Ozal'i gormus olabilecegini bile belirttim. Ne yani ayda ust kurarak paralel bir Bati medeniyeti mi olusturacaktik? M.Kemal bu kadar saftirik dusunmuyordu eminim. Zaten buyuk lider olmasi da bundandir.

Hay allah notlar, ana cevaptan uzun olmus.
Ali Gursel
Posts: 2632
Joined: Thu Oct 24, 2002 2:53 am

Post by Ali Gursel »

Sevgili Ozan,

Once estafurullah, burada herkes cok guzel yazilar yaziyor, simdi ben aylardir kimseye tesekkur etmiyorum diye kotu hissettim kendimi. Ben internette futbol ogreniyorum, sen basta burada bir suru insandan ve de baska bir-iki forumda. Futbol disinda da burada yeri gelince cok guzel yazilar var. Tesekkurluk birsey yok, utandirmayin beni lutfen.

Once bana yazdigin cevapla ilgili bir-iki not: Amerika'da yonetici kalitesizligi benim son 15-20 sene icinde, kibarliga luzum yok, Reagan ve Christian right ile gozlemledigim bir olay. Yani 1800lerin sonunda metro yapmalari cok dogal. Ozellikle goce acik olmalari sayesinde inanilmaz insan kaynaklarindan yararlanmis bir ulke Amerika, tarih boyunca yonetici kitlesi kotuydu demek istemedim, son yillardan bahsediyordum.

1800lerin sonunda metro sistemini yapip, Manahattan'i yaratanlar bunlar. Ama 2005 yilinda kamu okullarinda ogrenci basina dunyada en yuksek harcamayi yapip, dunyanin neredeyse en kotu (ogrenci kalitesi acisindan) ogrencilerini yetistirenler de bunlar. Ayni sekilde, saglik sistemlerine kisi basina en yuksek parayi harcayip butun bati dunyasinda (hatta bazi gelismekte olan ulkelerle dahi karsilastirildiklarinda) en yuksek oranda saglik sigortasi olmayan nufusuna sahip olan da bunlar.

Bunlarin sebebi bir olcude ideolojik (Christian right derken kastettigim) ama bence bir olcude son zamanlarda yonetici kesimlerinde kalite dusuklugunden. Ozel sektore de onemli olcude insan kaynagi kaybetmeye basladi Amerika, eskiden olana oranla. Yani benim gozlemledigim bu.

Karsiligi olmayan para konusunda itiraf etmeliyim, ekonomi bilgim neredeyse sifir. O yuzden biraz iskembeden geliyor yazdiklarim. Soylediklerini anlamakla beraber teoriyi tam olarak anlamiyorum. Sanirim basilan parayi destekleyen bir deger olmali arkasinda diyorsun (eskiden ve hala bir olcude altin rezervleri gibi).

Gunumuzde bu degerin bir kismi psikolojik (yani Amerika'nin ekonomik gucune guvenden kaynaklaniyor). Ama ben hala bir kisminin paranin geri alinabilmesinin mumkun olmamasina (yaptirimi olmayan borc) dayandigini saniyorum. Daha dogrusu bastiklari kadarini destekleyecek degeri ben bakinca goremiyorum. Tabii bu benim problemim olabilir, ekonomik durumdan cok.

Hagi, Hakan isi senin de dedigin gibi gonul. Ama bir isin gonulle alakali olmasi futbol olarak dogru olmamasi anlamina gelmez. O konuda bol bol yazisma firsati olacak sanirim ama. Yine de Hagi ve Hakan'i gonlumuzden cikarmayalim.

Selamlar,

Ali
Ali Gursel
Posts: 2632
Joined: Thu Oct 24, 2002 2:53 am

Post by Ali Gursel »

Murat Kara wrote:Ali'nin yazisina yanit vermek lazim ancak gercekten vaktim pek yok ve o yazida benim gorebildigim kadariyla cok buyuk camlar devriliyor. Icersinde cok onemli dogrular da var halbuki!

Bu haliyle Avrupa Birligi projesi turk halki icin bir felaketi temsil etmektedir.
Sevgili Murat,

Benim devrildigim camlardan baslayip Cengiz'in yazisina cevap vermissin. :lol: Ben de heyecanlandim ne cam devirdim diye.

Neyse yazilar birbirine yol actigi surece muhabbet guzel, devam edelim. Ben bir kucumsene falan gormedim bana cevabinda, bu tip seyleri kisisel almamak gerektigini dusunuyorum. Fikirleri konusmak cok zevkli, kisi olarak kendimizi ya da karsimizdakini konusmadan. Son zamanlarda okudugum en guzel tartismalardan biri bu. Cumleten alinmadan devam edelim.

Once senin yazdigin bir-iki noktaya degineyim, cam olmasa da ayni fikirde olmadigim: burokrasiyi devlet icine ilk sokan Osmanlilar degildir. Osmanli burokrasisi neredeyse tamamiyla Bizans modelinden kopyalanmistir. Burokrasiyi Osmanli'da uygulandigi anlamda devlete ilk sokan Bizans imparatorlugu (ya da Dogu Roma diyelim). Hatta Turkiye Cumhuriyeti de ayni yapiyi onemli olcude kopyalar, ama yan konu, geciyorum, arzu edersen daha uzun yazisiriz.

Bir diger konu Mercedes-Benz ve Chrysler ile ilgili. Bu da ufak bir nokta ama Mercedes-Benz (ya da Daimler) Chrysler ile birlestiginde olay her ne kadar iki esit sirketin birlesmesi gibi tanimlandiysa da (en azindan hukuki olarak), aslinda Daimler-Benz'in Chrysler'i satin almasindan baska birsey degildi (ekonomik olarak). Daimler Daimler-Chrysler ortakliginin kucuk bir parcasi degil, ana ortagidir. Sirketin bugun en ust iki yonetcisinin isimleri Jurgen Schrempp ve Dieter Zetsche, sanirim bu bile kimin esas ortak oldugu konusunda gerekli bilgiyi verir. Bu yan bir nokta ama Amerika'li yatirimci Kirk Kerkorian'in bu konuda Daimler-Chrysler aleyhine actigi dava (Chryseler hissedari olarak, birlesmeden zarar gordugu iddiasiyla) ile ilgili epey kaynak bulunur internette, epey zevkli ve ilginc bir davadir okumasi (tabii dedigim gibi sirketler hukuku, sirket evlilikleri gibi konularla ilgilenenler icin).

Gelelim yazdiklarinin esasina, daha dogrusu Turkiye'nin durumu ile ilgili onerdigin cozumlere: gordugun durumun analizine genel olarak katilmakla beraber onerdigin cozumleri tamamen fikire dayali ama gercekten uzak buldum. Turkiye'de yoksulluk artiyor, gelir dagilimi bozuluyor, kultur yozlasiyor.

Bunlara cozum olarak Bati ulkelerinde halkin iktidari ele gecirip bize yardimci olmasini onermissin (anladigim kadariyla). Buna karsi karamsar olanlara da ciddiyetsiz ya da morali cokmus demissin. Bir soylemde kendi savundugu tezle ayni fikirde olmayanlari bu sekilde nitelemek benim acimdan "ideolojik" olmanin ilk belirtisidir. Yani dogrusu bu, boyle dusunmeyende bir problem vardir (ciddiyet eksikligi, moralsizlik vs.) Affina siginarak, kendimi ne ciddiyetsiz, ne moralsiz buluyorum, onerdigin cozumun gerceklesme sansini ise proleter sinifin yarin kendi kaderini belirlemek uzere sokaklara firlayip devrim yapma ihtimali ile ayni buluyorum (yani sifir).

Bunun nasil tartisilabileceginden de pek emin degilim. Tarihte boyle bir halkin kendi ulkesinde yonetimi ele gecirip baskasina yardim etmisliginin ornegi var mi (olmasi sart degil, ama var mi?), bu halklarin yonetimleri ele gecirecegine dair beklenti neye dayaniyor, neden 2005 yilina kadar gecirmemisler? Avrupa'da gelirlerinin onemli kisimlarini baska ulkelere epey ciddi amaclarla yardim olarak ayiran ulkeler var (Norvec basta olmak uzere mesela), bunlarin simdiye kadar yaptiklari yardimlardan ne gibi sonuclar alinmis vs. gibi.

Ortada bir sorun olmasi illa bir sekilde cozulecek demek degil ki. Ayrica cozum bizim sandigimiz gibi yine kendi kisa hayatimiz icinde gordugumuz sureclerden cikmak zorunda da degil. Belki cozum uretildiginde bizim bugun cozumu tanimlamak icin kullandigimiz tanimlar kavramsal olarak kaybolmus olacak (bir halkin yonetimi ele gecirip bir baska halka yardim etmesi gibi).

Ataturk'ten Ozal'a giden yola gelince, o yol bir suru tarihi tesaduf ve insan kontrolu disinda olayla doludur. Washington ne kadar Reagan'i goreve getiren yolu actiysa, Churchill ne kadar Blair'den sorumluysa, Ataturk de Ozal'dan o kadar sorumludur. Ben Turkiye'nin 1938-2000 arasi tarihinde rahatlikla 10 tane olay bulurum, biraz degismeyle bugunku politik tabloyu tamamen degistirecek. Ayrica Turkiye disinda yine benzer yuzlerce olay olmustur. Ne Ataturk'un ne de herhangi bir faninin degistirmekten vazgectim, kestirmeye dahi gucunun yetmeyecegi. Senin dedigin anlamda (ekonomik entegrasyon) aradan Mustafa Kemal'i cikar, Abdulhamit'ten de Ozal'a varirsin, hatta Fatih Sultan Mehmet'ten de.

Avrupa Toplulugu'na giris sureci Turkiye'de insan hayati kalitesinde bazi ilerlemeler olmasi acisindan sevindiricidir. Biz ideolojik olarak bundan hoslansak da hoslanmasak da son 150-200 yildir dunyada bu tip ilerlemeler hep tuccar sinifin kendi cikarini gozeten hareketleri ile olmustur (daha bir halkin bir halka yardim etme arzusuyla olmus ciddi bir degisim gormedim). Tuccar sinifi sevmesek de bir onceki soylu ve ruhban siniflarina gore cogu acidan tercih ederim sahsen. Bizim torunlar bile tuccar sinifin, daha dogrusu sermaye sahibi sinifin sekillendirdigi dunyada yasayacaklar. Sana moralsiz gelebilir, ama alisma zamanidir.

Bu dar anlamda Avrupa Toplulugu bizim icin iyidir. Ondan fazlasini umanlari da ciddi hayal kirikliklari bekler, insanlarin kendi genel yeteneklerini ve kaderlerini belirleme yetilerini abarttiklari kadar hicbir seyin abartildigini zannetmem.

Selamlar,

Ali
Murat Kara
Posts: 1279
Joined: Tue Oct 22, 2002 11:38 pm

Post by Murat Kara »

Sevgili Ali,

Bu konulara burada detaylariyla girmek forumu amacindan saptirmak olur biraz. O nedenle genel hatlarinda kalmak ve isteyenin gidip arastirmasini onermek gerekir diye dusunuyorum. O nedenle daha once soylediklerimi baska sozlerle tekrarlayacagim sadece. Ozan'in da ima ettigi gibi TC polisi gelip forumu kapattirmaya filan ugrasabilir :)

Bizim ve ana-babalarimizin yasadigi donemler biraz istisna kaciyor. SSCB'nin var oldugu donemde, kapitalist sistemin ensemizde solugunu az duyan bir nesiliz biz. Ona ragmen dunyanin yuzde 75'i yoksulluktan surunmekte.

Simdi ise dunya tekrar 1. Dunya Savasi oncesi kosullara surukleniyor. Ideolojik yada degil bu is boyle. Buraya kadar hem fikiriz sanirim.

Cozum icin 1.Dunya Savasi bir Rus devrimi uretmisti fakat Alman, Cin ve Macar devrimleri 1920'lerde basarisiz olunca, Rus devrimi tek basina Stalin ile milliyetcilerin eline dustu. Ondan sonra Lenin'in gelistirmeye calistigi baskalarina yardim ve baskalarindan yardim siyasetleri rafa kalkti.

Bunu soylememin nedeni, cozum gerceklesmemis olsa bile 1.Dunya Savasi oncesi kosullar ciddi bir cozum arayisi yaratti. Cozumun gerceklesmemesi de cesitli rastlantilara baglanabilir ama kapitalist sisteme tepkinin o asamalara ulasmasi rastlantilara baglanamaz.

1.Dunya Savasi oncesi kosullara donulunce, kapitalizme olan tepkinin ne asamalara ulasacagini kestirmek de zor degil. Irak savasindan once 10 milyon kisi cesitli ulkelerde gosteriler yapti. Tsunami felaketinde milyarlarca dolar yardim bir iki gun icersinde dunya insanlari tarafindan toplandi. New Oreleans felaketi desen, ayni sey oldu. 1. Dunya Savasi'ndan onceki donemde olmamis seyler bunlar. Bu bana uluslararasi birlik icin buyuk moral veriyor.

Simdi bunlari gormezden gelip, insanlar kendi cikarlari pesinde, kendi ulkesinin menfeati icin kosan bencil yaratiklar toplulugudur diye dusunup, basini kuma gommek moral bozuklugundan olmuyorsa neden oluyor? Bir yuzyil icersinde, darbe ustune darbe, yenilgi ustune yenilgi alan calisan sinifin moralinin bozuk olmasindan daha dogal ne olabilir? Bu moralin duzeltilmesi ve tuccar sinifinin yarattigi ve yaratmaya devam ettigi yoksulluk gollerinin denizlere, denizlerin okyanuslara donusmesini engellemek icin ayakta kalmaya calismak gerekmez mi?

Buyuk ulkelerdeki calisanlarin bugunku nispeten iyi durumlari SSCB'nin ve diger ciddi mucadelelerin olusturtugu ortamin bir sonucudur. Yoksa, oyle gonul rahatligiyla verilmis bir hediye degildir. Isin en ilginc tarafi ise 1930'larda oldugu gibi kriz derinlesip tepkiler olustugunda artik dunya ekonomisini kurtaracak bir ABD'nin bulunmamasi. Krizi finanse edecek bir guc bulunmuyor artik. Krizin cozumu icin bu tuccarlarin onumuze koyacaklari teksey "surekli savas". Kriz de nereden cikti demeyin. Dunyanin en gelismis kapitalist ekonomisi olan ABD'deki gelir daglimindaki bozuklugunun grafigine bakarsaniz, 1929'a dogru hizla yol alindigini gorursunuz. Bush'u filan ortaya cikartan, Demokrat Partiyi kokunden sallayan ve tum ABD basinini curumeye iten de bu kriz.

Tuccar sinifinin bir ozelligi sinirsiz haklari soke soke almasi. Bu haklarin onunu kesebilecek ve hatta tuccar sinifini toptan cope atabilecek gucun Ataturk'un unlenmis deyimiyle "damarlarimizdaki asil kanda" bulunmadigi kesin. Bu guc beynimizdeki siradan hucrelerde ve dunya capinda organize olmakta sakli. Tipki tuccarlarin yaptigi gibi.

Tabii bu fikirlerin kavranmasi ve ozumsenmesi de sinif ile ilgili. Yilda 150 bin dolar kazanan bir orta-sinif uyesi, bu fikirlerle ilgilenmez, nasilsa cozulur der. Ancak gunde 2 dolar kazananlar baska dusunur. O nedenle "egitimli sinif" denen kesimin bu donemlerde genelde tuccarlar tarafinda yer almasi rastlanti degil.

Not: Osmanli'da burokrasi olayina girmiyorum simdi ama Roma demokrasisi/burokrasisi ile Osmanli burokrasisi arasinda cok buyuk farklar var.

Daimler Chrysler AG, Daimler Chrysler Group'un ust sirketi. 2000 yilinda, Chrysler Group gelirin %42, Mercedes-Benz ise %25'ini sagladi. %25 cok abartilacak bir pay sayilmaz sanirim. "Kucuk bir parcasi" demek de pek dogru degil belki. Ancak sanirim Turk sirketlerinin ebati hakkinda bir fikir veriyor.

Abdulhamit'ten Ozal'a ulasilmaz ama Genc Osmanlilardan ulasilir. Abdulhamit Osmanli hanedanliginin ve timar sisteminin savunucusuydu. M.Kemal ise (temel anlamiyla) kapitalist ekonominin savunucusu idi. Osman'li devleti somuru ile geciniyordu. M.Kemal'in mucadele verdigi ulkeler de somuru ile geciniyorlardi. Kabaca soyle denebilir: M.Kemal, Turkiye Bati medeniyetine ulassin derken, Bati gibi zenginlesip tekrar somuru ile gecinebilsin ama somuru sistemi upgrade olsun diye hayal kuruyordu belki de (timar sisteminden kapitalizme). Simdi sistem upgrade olmakta ama kimin kimi somurdugu su goturur.

Simdi ise gitmem lazim. Pazartesi olmus yine.
Cengiz Akgun
Moderator
Posts: 13009
Joined: Tue Oct 22, 2002 7:47 am
Location: New Jersey /USA

Post by Cengiz Akgun »

Murat Kara wrote:Cengiz,

Turgut Ozal'in Turkiye'yi dunya ekonomisine entegre etme cabalarinin Mustafa Kemal'in bagimsizlik cabalarina zit oldugunu dusunmek, olaya fazla kafa yormamak olur.
M. Kemal Batiyi medeniyet seviyesi kousunda ornek alalim gozumuz onlarin ba$arisindaki sirda olsun diyor. Gelin oturalim Batiya kapiyi acalim her ne pahasina olursa onlarla birle$mekten kacinmayalim dedigini duymadim. Osmanli'nin ba$indan kapitilasyon gibi olaylar gecmi$ ve Bati'nin enayilere ne yapacagini cok yakindan gormu$ ve ya$ami$, sava$ta yenmi$ken masa ba$inda yenik sayilmi$ birinin Bati a$ki ile direnmeye luzum yok gelin kayna$alim diye talana izin verip Turkiye'nin oz kaynaklarini pe$ke$ cekmeye kalkan Ozal ile yakindan ve uzaktan hicbir alakasi olamaz. Adamin 10. yilindaki nutkunda ve Genclige hitabesinde icerdeki ve di$ardaki du$manin bugunleri gormu$ gibi altini cizip hedeften $a$ildiginda ba$a nelerin geldigini ve bunu onlemek icin nelerin yapilmasini tek tek aciklami$. Onun hayalinde bati ili$kisi bugun Kore'nin Tayvanin cali$ip cabalayarak sundugu model diyen olursa aradaki ili$kiyi anlarim. 1950'ler de, Kemal'in onerdigi hedefleri ve gosterdigi yoldan $a$irarak coktan cikmi$ o gunku Turkiye'den daha da sefil olan Kore'nin ba$ina gelenden sonra Japonyayi kendini ornek olarak kendine cizdigi yol da ortada. Ozal'in Turkiye icin cizdigi yol ile alakasi var mi diye soran olursa gidip gormesi lazim Kore'yi ve Korelilerin bati ile olan ili$kiyi nasil algiladiklarini. Ayni dI$ yardimlari ve benzer yatirimlari almi$ bir Filipinin ve Turkiye'nin bugunku hali ile Kore'nin kat ettigi yolda ortada elbette. Hele Filipin ve Kore tastamam birbirine zit ornek bu konuda. Ikiside tamamen Amerikan yardimi ve yatirimi ile Amerikan askerinin yatakligini yapmi$ iki ulke. 1950-60'larda Filipinlerde ki$i ba$ina du$en gelir Kore'dekinden iki kati gibi yuksek ustelik.

Bugun Turkiyede marinalari dola$in. Dun sidikli yatagindan kalkip iki kelimeyi bir araya getiremiyenin bugun bindigi araba ile oturdugu villalarda ortada. Bunu yaptigi yatirimlarla kazanmi$ diyecek kac ki$i cikar aranizda. Bu tur Ozal'in actigi talan cigiri ile i$ adamiyim diye ortada dola$anlarin cebindekileri (daha dogrusu hortumlayip) Isvicre ve Keyman ya da Sey$el adalarinda sakli hesaplarindaki paralari alta alta toplayin IMF'nin son 25 senede Turkiyeye verdigi borclarin nerede oldugunu gorursunuz. Kemal'in du$ledigi arzu ettigi yoldan gidilirse Ozal'a cikilirdi demek icin insaf haddini a$mak ya da iyice $a$irmak lazim. Hadi din tuccari bagnaz yobazlarin M. Kemal'e olan kinlerini ve dolayisi ile her firsatta bok atmalarini anliyorum da Sosyalist hulya icinde ya$ayarak SSCB ve diger Demir perde ulkelerinde aci deneyin husranini gordukten sonra (Lenin icin bu herifin mumyalanmi$ le$ini ne yapacagiz diye kara kara du$unuyorlarmi$ Rusya'nin bugunku yoneticileri) Turkiyenin bugunku halinin faturasini M. Kemal ve arkada$larina kesmeye kalkanlari hicbir zaman anlamadim ve anlayamayacagim da. Hele hele ya$adiklarindan aldiklari dersle Stalin'in Sovyetleri ile Hitlerin Nazi Almanyasi Dunya'yi birbirine katmaya hazirlandiklarinda bizde hazir bu firsat bu firsat bir koyup 20 aliriz (oyle ya Ozal Irak icin boyle kucuk bir hesap yapiyordu ya) demeden Turkiye'yi gozleri gibi koruyup cehenemden sakinan, bagimszilik konusunda kendilerinden sonra geleceklere yine yeni bir ders veren devlet adamlarinin yollarindan gidilerek ortaya cika cika Ozal cikardi ya da Ozal'i gorselerdi gozleri dolardi diyen seni de anlamam imkansiz elbette Murat.

Bu arada $oyle bir dola$tim. Kemal'in kendi el yazisi oldugunu sandigim Almanyada bir Turk gencinin sayfasinda 10. yil nutku var:

http://www.burak-guemues.com/html/10_yil_nutku.html

Bu da basili hali:

http://www.ataturk.de/Ataturk/10__yil_n ... _nutku.htm
Cengiz Akgun

"Asrın, yeni bir umdesi var, hak kapanındır
Söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.
Geçmez ele bir paye kavuk sallamayınca
Kürsi-i liyakat pezevenk, puşt olanındır.”
N. Tevfik 1940.
Ali Gursel
Posts: 2632
Joined: Thu Oct 24, 2002 2:53 am

Post by Ali Gursel »

Sevgili Murat,

Umarim bu yazilanlarda polislik birsey yoktur diye soze baslayip, felaket olacagini dusundugun Avrupa Toplulugu surecinin en azindan internette yapilan fikir tartismalarini polislik yapmaktan cikarmak konusunda faydali olacagini not edeyim. :D

Gelelim konunun ozune:

Eger bana tarihte ornegini verir misin dedigim surece ornek olarak Lenin'in rafa kalkmis, rafa kalkarken de yuzmilyonlarca insana Stalin'i hediye etmis deneyini gosteriyorsan, musaadenle ben kendime moralsiz degil, sana esi gorulmemis derecede iyimser diyecegim.

Lenin'in deneyinin milliyetcilige ve de Ruslarin yuzyillardir suren emperyalist emellerine alet olacagini ya da donusecegini, bunun sonucunda da belki 20. yuzyilin aci verme konusunda kapitalistlerin ruyasinda dahi goremeyecegi doruklarina cikabilecegini gormek o gunun sartlarinda cok mu zor olurdu bilmiyorum. Ama geriye bakip gormek epey kolay.

Kapitalizme ve tuccar sinifa karsi alternatif sunalim derken ortaya cikarilan buyuk projenin sonudur Stalin. Ben oraya bakip iyimser olacak pek birsey bulamiyorum. Ilk yazimda elestirdigim Fransizlar gibi kagit uzerinde hayal toplumlar, buyuk fikirler insa etmek yerine biraz tarihe ve insan dogasina bakmayi bilen birininden yuzyillarca genislemekten baska emeli olmamis Rus toplumunun Lenin'in yazilarini okudu diye yardimseverlige baslayacagini dusunmek yerine Kazakistan ve Ozbekistan'i pamuk tarlasina cevirip, Baltik Cumhuriyetlerinin ustune oturup, her firsatta orayi burayi isgal icin ugrasacagini, birak baska halklara yardim etmeyi, kendi halkini ve entellektuel takimini yillarca Sibirya'ya helak edecegini gormek bence cok zor olmazdi.

Ataturk konusu burada cok onemli, eger kendisini cidden hakkaniyetle degerlendirmek istiyorsak: yikilan feodal duzen ve imparatorluklardan birseyler kurulurken onundeki iki alternatiften Lenin'i sundugunu secmeyip (Ruslarla yuzlerce sene savasan bir ulke icin cok da garip degil ya neyse), digerine yonelmek, hele hele ucuncu ve gercekci bir alternatif yokken bence ancak alkislanir. Sen bundan 70 sene sonra Olaf Palme degil de Turgut Ozal cikariyorsan, o da Ataturk'un degil senin problemindir.

Ataturk Ibrahim Tatlises'e ne kadar yol actiysa, Turgut Ozal'a da o kadar yol acmistir. Bizim millet Ibo eski sevgililerini vurdurdukca bayilip mest oluyorsa, hayatinin en onemli olayi Size Anne Diyebilir miyim ise buna yol acan 70 sene onceki liderleri mi?

Donenlim Lenin'e. Tuccar sinifina ya da isci sinifina iyi, guzel, temiz, kotu, kara, cirkin gibi yaftalar asmadan bakalim. Dunyanin yuzde 75i yoksulluktan surunmekte demssin, bunu da kapitalistlerin yarattigini (tuccar sinifi sozunu attim) eklemissin. Daha once yoksul yuzdesi daha mi az? Kac yasina kadar yasiyordu insanlar, hastaliktan telef olan yuzde kacti tuccar sinifi ortaya cikmadan?

Tuccar sinifi kendi haklarini soke soke aliyor, diger sinifi da somuruyor. Eywallah da, diger sinif basa gelince ne yapiyor? Ayni tuccarlarin yaptigini, ayni acimasizlikla. Dunya sirf senede $150,000 kazananlardan ve de gunde $2 kazananlardan olusmuyor, $150,000 kazanan ve daha azini kazananlar var. Daha azini kazananlarin derdi de bir an once $150,000 kazanip onlar gibi davranmak, Friends dizisindeki gibi yasayip Hummer kullanmak, bir an once cok kazanip baskalarina yardim etmek degil.

Sen ben oturup yardimsever gudulerle ilgili fantaziler kurabiliriz, ama tecrube ustune tecrube insanlarin genel egilimlerinin o yonde gitmedigini gosterirken, bunun uzun bir sure daha yardimseverlige gitmek yerine sonsuz tuketime gidecegini gozlemlemek mi moralsizlik?

Toplumlar ile ilgili projeler buyudukce, yarattiklari acilar ve sonuclarin carpikligi artiyor. Tuccar sinifinin kendi dar cikarindan baska projesi olmadigindan yarattiklari aci bununla sinirli kaliyor, ama arada bir penisilin buluyorlar, bir jet motoru, transistor, chip icat ediyorlar, kendi dar cikarlari icin olsa da, hayatlarda ufak tefek iyilesme oluyor. Tuccar sinifi insanlarin su gunku haliyle cok bayildigi bir egilimine (harcama) cok guzel hizmet veriyor, kendindeki problemleri halletmek konusunda herhangi bir ideolojide olmayan esneklige sahiptir (tuccar sinifi ekonomi icin kole kullanir, bunu siyahlar asagilik varliklar diye hakli kilan ideolojinin yardimiyla yapar, ama o ideolojiye inandigindan degil. Gun gelir siyahlari tuketici yapmak gerektiginde ya da iseoloji degistiginden hemen donuverir, siyahlarla beyazlar esittir diyen ideolojinin yardimiyla onlari tuketici yapar. Ideolojisi yoktur, guzel, cirkin, dogru, yanlis ile ugrasmaz, yuzmilyonlarca insana dogru yanlis icin can vermisken bence gayet ehven bir durus acikcasi).

Birkac ay once New Yorker dergisinde cok guzel bir karikatur gormustum, keske kopyalasaydim, onu yapmadigim icin anlatayim:

Bir merdivende, ilk basamaklarda once bir amip, sonra bir balik, bir kurbaga, bir surungen derken bir maymun ve de takim elbiseli bir insan var (evrim basamaklari yani). Takim elbiseli insandan sonra da iki-uc bos basamak. Takim elbiseli hafif hayretle bu bos basamaklara bakarken maymun arkadan "Nihayet kendinden sonra birseylerin gelecegini de anladigin iyi oldu" gibisinden birseyler soyluyor.

Bugunku insanlar bu kadar. Yardimseverlikte degil kendi evlerini, arabalarini, elbiselerini almakla motive oluyorlar. Buna ideolojik duzeyde her karsi cikana sinif atlamak ve daha cok tuketmek icin cirpinan 1000 tane insan gosteririm. Hem de dunyanin her yerinde. 1 milyar Cinli geliyor tuketmek icin, 1 milyar da Hintli. Sonra Afrikasi falan var.

Tuccar sinifi bunlarin hepsine nasil cevap verir bilmiyorum. Surekli savas gibi bir ikilem var gibi gozukse de bir otur birinci dunya savasi oncesi 50 sene yasana toplam buyuk savaslara bir de son 50 senede yasananlara bak. Son 50 sene belki de dunya tarihinde en uzun araliksiz nisbi baris halidir, en kabadayisi yerel catismalar ve de Amerika'nin birkac yere saldirmasidir olan. Bunu 1860lar ve 1914 ile karsilastir bak. Ilk mesajimda bahsettigim deger olmadan yeme, ahmaklikla Irak'a saldirma gibi sorunlari var kapitalist sistemin, ama benim diger gordugum sorunlar yaninda bunlar hicbirsey. Cin'de evinin arka bahcesinde agir sanayi hamlesi yapacagiz diye celik uretmeye kalkan Mao kurbani zavallilara, ya da Stalin'in yukarida bahsettigim kurbanlarina gore, simdiki sorunlar ya daha az alana yayiliyorlar (olan Irak'li garibanlara oluyor) ya da derecesi az (Sili'de Pinochet sizi ABD yardimiyla oyabilir ama oyulan birkac bin kisidir, onun disinda halk yasar gider).

Konu yine uzadi. Ama meramim yazdiklarinin disarida gozlemlenen olaylara degil, arzu ettigimiz seylere gore dusunuldugu seklinde. Ezcumle, kendimi moralsiz degil, seni biraz fazla iyimser buluyorum.

Ali
Murat Kara
Posts: 1279
Joined: Tue Oct 22, 2002 11:38 pm

Post by Murat Kara »

Cengiz Akgun wrote:seni de anlamam imkansiz elbette Murat.
Ali Gursel wrote:Kapitalizme ve tuccar sinifa karsi alternatif sunalim derken ortaya cikarilan buyuk projenin sonudur Stalin
Ali Gursel wrote:Ataturk konusu burada cok onemli, eger kendisini cidden hakkaniyetle degerlendirmek istiyorsak: yikilan feodal duzen ve imparatorluklardan birseyler kurulurken onundeki iki alternatiften Lenin'i sundugunu secmeyip
Ali Gursel wrote:Sen ben oturup yardimsever gudulerle ilgili fantaziler kurabiliriz
Ali Gursel wrote:Surekli savas gibi bir ikilem var gibi gozukse de
Ali Gursel wrote:Son 50 sene belki de dunya tarihinde en uzun araliksiz nisbi baris halidir
Wow! Forum son zamanlarda sut liman olmustu, simdi biraz heyecan geldi! Yarinki macin heyecani ile rekabet edemez ama yine de hic yoktan iyidir.

Nereden baslasam bilemiyorum. Belki de hic baslamamak en iyisi. Burada bir cozume ulasamayiz zira. Cok temelde farkliliklar var.

Ben kendi bakis acimi soyle ozetlemekle baslayayim bari:

. Zenginlerin veya fakirlerin yaninda yer secmek gerektiginde ikincisini seciyorum

. Sefilligin, sefillerin sucu olduguna inanmiyorum

. Zenginlerin fakirleri zengin yapmak icin calistiklari safsatasina inanmiyorum

. Kapitalist ekonomideki 'kar arttirimi' dedikleri can egrisi yuzunden dunyada acligin ortadan kakmasinin mumkun olmadigini biliyorum (yoksa BM rakamlarina gore herkese yetecek kadar kaynak var)

. Iyi zengin, kotu zengin olabilir ama iyi kapitalizm veya kotu kapitalizm olamaz (Cengiz belliki dunyayi boyle ikiye boluyor)

. Zenginleri, calismasi keyfi olan insanlar olarak tanimliyorum (yani calismak zorunda olmayanlar)

. Zenginlerin isine yarayan ustten demokrasiye degil, alttan demokrasiye inaniyorum

. Yoksullarin sirf egitimsiz olduklari icin geri zekali olarak nitelenmelerine karsi cikiyorum.

(Iki tane daha olsa 10 emir olacakti :)

Bu sonuclara Turkiye'yi terkeddikten ve bir cok yayina ulasabildikten sonra vardim. 20 yilimi aldi (biraz yavasimdir da!). M.Kemal konusundaki bilgilere de bu vesileyle ulastim. M.Kemal'e bakis acim, onun temsil ettigi sinifa bakis acim ile ayni o nedenle.

O kadar emek verip yazdiniz. O nedenle yazdiklariniza yanit olarak soyle diyebilirim:

. Stalin'in Lenin yuzunden ortaya ciktigi teorisi suna benziyor: Iraklilar bagimsizlik icin savastiklari icin ABD hukumet kuramiyor orada, o nedenle bu Iraklilar herseye mustahaktir ve hergun baslarina gelenler kendi suclaridir. Burada Lenin cesurluk yapip bir baskaldiri organize ediyor, sonra baska ulkelerden yardim gelmeyince Stalin devrimi yapanlarin hepsini (Trotsky de dahil) bogazliyor ve ustlerine tuy dikiyor, bu da Lenin'in sucu oluyor. Lenin'in esi 1927 yilinda Trotsky'e gonderdigi mektupta, hayatta olsa Lenin de Stalin'in hapisanesinde olurdu diyor. Bu arada zengin ulkeleri yonetenler keyifle purolarini tutturuyorlar.

. Ali bilmem hic aklina geldi mi? Ikinci Dunya Savasi sonrasi yasanan goreceli refahin Rus devrimi ile ilgili olabilecegi. O devrimin dunya iscilere verdigi guc ve moral ile (ve neler yapilabilecegini gostermesi ile) iscilerin soke soke beles egitim, saglik vs hizmetlerini efendilerinden alabildiklerini.

. Hic aklina geldi mi yine Ikinci Dunya Savasi sonrasi goreceli barisin bir nedeninin de su olabilecegi: SSCB'nin varligi nedeniyle zengin kapitalist ulkelerin got gote birbirlerine yanasip, en azindan kendi aralarinda savasmaktan cekindikleri. (Simdi artik, rahat rahat savasmaya devam edebiliyorlar. Cok gecmeden birbirleriyle de kapisacaklardir)

. Ali bir de senin cozumunu merak ettim simdi ben? Sanirim insan dogasi deyip cikacaksin isin icinden ama insallah daha bilimsel bir cozum vardir aklinda. Cunku o doga zirt pirt degisiyor, icinde bulundugu duruma gore.

. Bu birbirine yardim etme olayi oyle yumusak kalpli nine yardimi filan degil yahu. Su anda kapitalist ulkeler de birbirlerine yardim etmek durumundalar ve ediyorlar. Ayni oyle iste ama daha planli, programli ve kucuk bir zumre yerine herkese yariyacak sekilde organize edilebilir bu yardim. Zaten gunumuzde pek bir degisiklige de gerek yok. Butun yapilar mevcut.

. Cengiz, ben toplumu dinciler ve laikler diye ayirmiyorum. Zenginler ve yoksullar diye ayiriyorum. Dincinin de zengini var laikinde. Dincinin fakiri ile laikin fakiri el ele verip cok isler basabilirler (elbette mecbur kaldiklari icin, yoksa birbirlerine asik olduklari icin degil).

. Cengiz, bak M.Kemal'in icersinde bulundugu durumu soyle bir ozetleyelim: Dis dusmana karsi savas kazanilmis, ic fraksiyonlara karsi da zaferler elde edilmis (kurtler, dinciler, sosyalistler filan hizaya getirilmis), geriye ilerisi ile ilgili planlar yapmak kalmis. Ali'nin dedigi gibi M.Kemal 1922-23 yillarina kadar dis politikasini askiya almis. O yil, Rusya'da milliyetcilerin kesin ustunlugu kanitlanmis ve enternasyonalistler (trotskystler) yenilmis, herkes tarafindan (M.Kemal de dahil, yoksa beklemezdi) devrimin yayilmasina kesin gozuyle bakilirken, Stalin cikmis ortaya ve bu olasilik hizla yok olmus. Bu ortamda M.Kemal ne yapmis? Rusya'dan 5.yillik planlari uyarlamis, Bati'dan kadin haklari da dahil olmak uzere Bati demokrasisinin en ileri maddelerini almis (ama boyle demokrasi getirmis olmuyor elbet, cunku tek parti sistemini devam ettirmis). O gunun kosullarina bakinca, bir cok ulkede bu tur ilerici gelismeler olmus (yada olmak uzere), yani cok ahim sahim bir farklilik yok. Bunun bir nedeni yine Rus devriminin epeyce devlet baskanini korkutmasi. Simdi bu kosullar altinda, kapitalist devletlere yanasarak (partikte olmasa dahi felsefe olarak), onlar ile muttefik olma yolunda ilk adimlari atmis M.Kemal. Bu adimlarin nereye cikacagini, o zaman kestirmek bugun kestirmekten cok daha kolay idi, zira Rus devrimi gibi bir olay daha yeni olmustu ve sosyalizm/kapitalizm konularinda sokaktaki adam dahi her bir detayi biliyordu. M.Kemal'in bu isin nereye varacagini kestirmemesi icin Kemal Sunal gibi bir karakter olmasi gerekirdi ki oyle bir karakter olmadigini biliyoruz.

Ha bir de, o zaman kapitalizmi secmeseydi simdi biz de dogu bloku gibi ayvayi yemistik diyenler var (gerci o begenilmeyen dogu bloku AB'ye girdi bile). Bu dogru olabilir ama yine de M.Kemal'in o zaman attigi adimlarin Ozal'a cikacagini bilenleri haksiz cikarmaz bu. Sen Ozal'a kotu adam diyorsun. Baskasi da cikip "tamam kardesim adam hortumladi birazcik ama o olmasa Turkiye bugun hala izole ekonomisiyle, Sumerbank ayakkabisi ile dolasan insan toplulugu olacakti" diyebilir. Ozal'i, M.Kemal'i sevebiliriz veya sevmeyebiliriz. Onemli olan koca bir halkin kaderini bir donem ellerinde tutmus bu tur onemli insanlarin tarih icersindeki yerlerini abartmadan, onlari yerin dibine sokmadan veya ayyuka cikarmadan inceleyip, hakkettikleri basamaga koymaktir.

Bunu soylerken de iyi kapitalizm (sana gore M.Kemal'in temsil ettigi) veya kotu kapitalizm (yine sana gore Ozal'in temsil ettigi) ayrimi yapmiyorum. Aramizdaki asil fark da bu. Cunku boyle bir ayrim yapilamaz. Kapitalizm, kapitalizmdir. Simdi buna neden oldu, aha simdi suna neden oldu diye karakter degistirmez.

Ben kisilerin bulunduklari mevkiileri asarak, temsil ettikleri zumrenin ziddina gittiklerine de inanirim. Roosevelt yapmis bunu mesela. M.Kemal de yapmis. Temsil ettigi kesime cok hizmet etmis ama halka da duyarsiz kalmamis. Ancak yine soyluyorum, attigi temellerin Menderese ve daha sonra Demirel'e ve daha sonra Ozal'a neden olmasi ratlanti degil. Tam tersine, oyle olmasa sasmak gerekirdi. Bu tabii ki duz bir yol olmadi (ihtilaller, politik islamin alcalisi, yukselisi vs) ama kim kazanirsa kazansin sonucta sosyalizm olmadiktan sonra kapitalizmin ve dolayisiyla emperyalizmin gudumune girmemek imkansiz. Dinciler de kazansa idi yari yolda, yine benzer seyler olacakti muhtemelen (ekonomik entegrasyon, siyasi curume, vs).

Menderes olayi da aslinda ilginc! Zira Ismet Pasa iktidara yapisacam diye israr edince, zaten otuz yildir tek parti diktatorlugunden bikmis halk Menderes'i secivermis (Ismet Pasa da dis baskiyla hizaya gelmis, ah su Marshal havucu yok mu, o havuc nelere kadir olmus). O da Ozal kilikli biriymis ve Turk ekonomisini Bati'ya acacam diye tutturmus. Gunun kosullarina yenik dusup kelleyi kaptirmis ama o da ayri bir hikaye tabii. Simdi buradan "iste Kemalizm, Menderese karsi cikti, sen hala M.Kemal'den Ozal cikartiyorsun bize" diyebilirsiniz ama o zaman sunu goz ardi ediyorsunuz demektir: Menderes'e karsi cikanlar (ordu ve Ismet Pasa, vs) daha sonra uluslarasi dengelere karsi koyamayarak (1971 yilinda) taraf degistirdiler. Ismet Pasa ve gruhu 1971 ihtilaline ciddi bir tepki gostermedi cunku Cumhuriyet'in temelinde cizilen politikalara uyan bir ihtilal oldu o da.

Yani Ozal oyle ozel birisi degil. Fakir ulkenin kapitalizmi olsa olsa Menderes ve Ozal gibiler ile vitrine cikabilir. Bunu da M.Kemal'in bilmemesi imkansizdi! Hem de o kadar savasip, canini ortaya koydugu emperyalizmin heyheyli donemlerinde! Cocuklar bile gulerdi bu adam bu islerden anlamiyor deseler.

Cengiz sanirim senin kafani bulandiran, ordunun Kemalist takilmasi. Kemalizmin en geri ozelliklerine sarilarak, dunya ekomomisine entegrasyon doneminde elindeki kudreti yitirmekten korkuyor ordu. Yani bu burokrasi, ayni SSCB'deki Stalinist burokraside oldugu gibi odu kopuyor ellerindeki gucu kaybetmekten. Korkularinda da haklilar. SSCB (ve simdi Cin'de) goruldugu gibi bu guc ya yavas yavas ya da aniden burokrasinin ellerinde cikip, emperyalistlerin ellerine gececek ve Turk ordusunun kimliginde varligini surdurmus olan koca Osmanli burokrasisi de tarihin derinliklerine karisacak (belki bir iki darbe daha denerler ama bu egilimi durdurmalari zor). Ama ordunun entegrasyona karsi Kemalizme sarilmasi da M.Kemal'in attigi temellerin Ozal'i ve hatta ileride karsimiza cikacak daha beterlerini yaratmasini engelleyemez. Cunku Kemalizm bu birbiri ile celiskili kavramlarin hepsini icersinde barindiriyor.

. Mesela, Lenin'in hayali gerceklesse ve 50 icersinde filan butun dunya sosyalist olsaydi, Turkiye de buna katilsaydi (mesela Avrupa Sosyalist Birligine), o zaman Turkiye M.Kemal yuzunden sosyalist oldu diyemezdik cunku Kemalizme karsi bir devrim gerekirdi bunun olabilmesi icin.
Ali Gursel
Posts: 2632
Joined: Thu Oct 24, 2002 2:53 am

Post by Ali Gursel »

Maca kadar devam edelim bari. :D
. Zenginlerin veya fakirlerin yaninda yer secmek gerektiginde ikincisini seciyorum
Bence bu hayali bir secim. Cunku fakirler ilk firsatta zenginlerin safina gecme derdinde (buyuk cogunlukla). Dusun, FB, GS arasinda FB'yi seciyorum diye FB tribunune dogru yurumeye basliyorsun, ama FB tribununden millet haril haril GS tribunune tuyme derdinde. O secimin gercekten bir anlami var mi? Dusledigin bilince sahip olmasi gereken sinifta yok o bilinc.
. Sefilligin, sefillerin sucu olduguna inanmiyorum
Kesinlike yanindayim. Bunun aksi anlama cekilecek bir sey yazdigimi da hic sanmiyorum. Fakirlik suc degil bir durum zaten, fakirlerin yarattigi bir durum olmadigi da muhakkak. Ama illa birinin sucu oldugundan da emin degilim.
. Zenginlerin fakirleri zengin yapmak icin calistiklari safsatasina inanmiyorum
Buna ben de inanmiyorum. Sanirim bu anlama gelen bir sey de yazmadim. Zenginler sinif cikarlarini savunurlar, arada fakirlere ne oldugu onlar icin dogrudan bir sorunsal degildir zaten. Dogrudan lafina dikkat burada, cunku dolayli olarak fakirlere ne olduguyla ilgilidirler. Ama neyse, zenginlerin fakirleri zengin yapmak istedigi bence de safsata. Problem fakirlerin kendilerini zengin yapma derdinde. Sinif bilincinin calismadigi nokta bu. Fakir bir insana gidip sana senede $150,000 verelim dediginde adam donup, tesekkurler, ben $20,000 ile son derece tatmin edici bir hayat yasarim, kalani dagitalim demiyor, bir guzel kendime nasil cip alirim, nasil para harcarim derdine gidiyor.
. Kapitalist ekonomideki 'kar arttirimi' dedikleri can egrisi yuzunden dunyada acligin ortadan kakmasinin mumkun olmadigini biliyorum (yoksa BM rakamlarina gore herkese yetecek kadar kaynak var)
Dunyada aclik cok karmasik konu. Kar arttitimi baskisi da. Sanirim iki kitap mevzu var orada. Ama acligi sadece kar arttirimina baglamak olaya biraz duygusal yaklasmak sanki. Aclik tek bir problem degil. Gelismis sehirde dar gelirlilerin yasadigi aclikla, Nijer'deki aclik cok farkli sorunlar, deyip birakiyorum.
. Iyi zengin, kotu zengin olabilir ama iyi kapitalizm veya kotu kapitalizm olamaz (Cengiz belliki dunyayi boyle ikiye boluyor)
Bu bana degil, ama karisayim: her kapitalist Ozal gibi olmak zorunda degil. Bu inan butun sosyalistler birbirine benzer demeye benziyor.
. Zenginleri, calismasi keyfi olan insanlar olarak tanimliyorum (yani calismak zorunda olmayanlar)

. Zenginlerin isine yarayan ustten demokrasiye degil, alttan demokrasiye inaniyorum

. Yoksullarin sirf egitimsiz olduklari icin geri zekali olarak nitelenmelerine karsi cikiyorum. Iki tane daha olsa 10 emir olacakti
Bunlar sanirim bana degil. Yine Cengiz'le karismis olabiliriz.
Bu sonuclara Turkiye'yi terkeddikten ve bir cok yayina ulasabildikten sonra vardim. 20 yilimi aldi (biraz yavasimdir da!). M.Kemal konusundaki bilgilere de bu vesileyle ulastim. M.Kemal'e bakis acim, onun temsil ettigi sinifa bakis acim ile ayni o nedenle.

O kadar emek verip yazdiniz. O nedenle yazdiklariniza yanit olarak soyle diyebilirim:

. Stalin'in Lenin yuzunden ortaya ciktigi teorisi suna benziyor: Iraklilar bagimsizlik icin savastiklari icin ABD hukumet kuramiyor orada, o nedenle bu Iraklilar herseye mustahaktir ve hergun baslarina gelenler kendi suclaridir. Burada Lenin cesurluk yapip bir baskaldiri organize ediyor, sonra baska ulkelerden yardim gelmeyince Stalin devrimi yapanlarin hepsini (Trotsky de dahil) bogazliyor ve ustlerine tuy dikiyor, bu da Lenin'in sucu oluyor. Lenin'in esi 1927 yilinda Trotsky'e gonderdigi mektupta, hayatta olsa Lenin de Stalin'in hapisanesinde olurdu diyor. Bu arada zengin ulkeleri yonetenler keyifle purolarini tutturuyorlar.
Irak'li benzetmene katilamiyorum. Senin dunya gorusunde Lenin cesurluk yapmis, yuzyillardir belli bir sekilde yasayan, militarist, baskici, yayilmaci bir toplumdan dunya uzerinde cennet yaratmaya calismis. Sen buna bakip, Stalin bir kazadir cikmis dersin, ben bakip o toplum ve o sartlarda Stalin cikmasi hic oyle tesaduf degil, belki Stalin kadar kotu olmazdi ama yine militarist bir tek adam cikar Lenin'in hayallerini bir guzel burusturup atip diktatorlugunu kurardi diyorum. Ataturk'ten Ozal'a giden yolda belirleyici faktorler gorup, birbirlerine vakit olarka cok daha yakin Lenin-Stalin'i tamamen alaksiz tesadufi olaylar gibi gormeni epey ilginc buluyorum.

. Ali bilmem hic aklina geldi mi? Ikinci Dunya Savasi sonrasi yasanan goreceli refahin Rus devrimi ile ilgili olabilecegi. O devrimin dunya iscilere verdigi guc ve moral ile (ve neler yapilabilecegini gostermesi ile) iscilerin soke soke beles egitim, saglik vs hizmetlerini efendilerinden alabildiklerini.
Cok dogru bence de. Kor noktam olmus, haklisin. Rus devriminin dunya genelinde iscilerin durumunu onemli olcude ilerlettigi, tuccarlarin buna cevap verdigi bence kesinlikle dogru. 19. yuzyil sonu Ingilteresine, Amerikasina baktiginda adamlarin calisan kesimi oldurene kadar calistirdigi, bir sure sonra bunu yapamaz hale geldikleri dogru, bunda da isci hareketinin rolu buyuk. Tabii yine geliyoruz bir onceki yazimdan bahsettigim tuccar zihniyetinin mutlak degerlere dayali bir ideolojisi olmadigindan cok esnek olabilmesine. Adamlar isciler iyidir, kotudur derdinde degil. O yuzden ihtiyac hissetikleri anda iscilerin durumunu iyilestirmekte sakinca gormuyorlar. Tabii iscilerin zengin etmek derdinde degiller, o safsata, ama kendi cikarlari onu gerektiriyorsa bunu rahatlikla yapabiliyorlar.

Tekrar tuccarlar iyi/kotuyu bir yana koyalim. Bu esneklik onlari cok daha guclu kiliyor. Oturup sabahtan aksama kadar herseyi calisan kesim bilinci diye giydirme, isci muzigi, siiri nasil olur falan diye ideoloji uretme dertleri yok.
. Hic aklina geldi mi yine Ikinci Dunya Savasi sonrasi goreceli barisin bir nedeninin de su olabilecegi: SSCB'nin varligi nedeniyle zengin kapitalist ulkelerin got gote birbirlerine yanasip, en azindan kendi aralarinda savasmaktan cekindikleri. (Simdi artik, rahat rahat savasmaya devam edebiliyorlar. Cok gecmeden birbirleriyle de kapisacaklardir)
Bu da yukaridaki gibi, dogru gozlem, bir olcude en azindan. Fiyatini da SSCB icinde ve etkisinde yasayan insanlara sormak mumkun olsa keske.
. Ali bir de senin cozumunu merak ettim simdi ben? Sanirim insan dogasi deyip cikacaksin isin icinden ama insallah daha bilimsel bir cozum vardir aklinda. Cunku o doga zirt pirt degisiyor, icinde bulundugu duruma gore.
:D :D Soruya bak, bana iltifat etmisin cozum sorarak, ama saz elimde yaziyorum. Yukarida yazmistim, ortada bir problem olmasi bunun bir cozumu olmasini gerektirmiyor illa. En azindan cozumun bir insan hayatinda gerceklesecek basit bir cozum olmadigi bence kesin.

Senin istedigin anlamda bir cozum bildigimi hatta oldugunu sanmiyorum yani. Olmasi gerektigi inancinin nereden ciktigini da anlamiyorum. 5. yuzyilda biri cikip, arkadaslar okuz gibi yasiyoruz, karanlik caglardayiz, iste aydinlanma planim dese dunya 50 senede birden 25. yuzyila atlayacak miydi? Hayir, herifin derisini yuzup, kafasini mabadina sokup aynen yasadiklari gibi yasamaya devam edeceklerdi. Materyal sartlar, insan sartlari vs. cozume hazir degilse cozum falan cikmaz. Bugun hazir oldugunu dusundurecek ne var elimizde, Irak savasina karsi 10 milyon kisinin gosteri yapip (gosteri yapanlara dikkat et, tuccar sinifindan bolca insan goreceksin, baslarindaki ahmak yanlis yapiyor diye tuccar sinifi kendi cikarini anlamiyor demek degil ki), Tsunami'ye yardim yapildi diye mi?

Insan dogasi habire degisiyor yerinde bir elestiri de, senin cizdigin dunyada insan dogasi yok, tabula rasayiz, alip bos kagidi icini dolduruyoruz, ama dedim ya, fakirler paralaninca cip almak istiyor, bunu ne yapacaksin? Ali'nin ideolojik uydurmasi degil bu, tuccarlar hayat stillerini satiyorlar, sosyalistler de satiyor, tuccarlarinki daha cok alici buluyor, ne yapalim?

Yap bir televizyon dizisi, bir komunde mutlu mutlu paylasimla yasayan 6 insan alip, mutevazi giyinen, hayatinin anlamini tuketimden cikarmayan, bak kac kisi seyrediyor. Friends diye sik sikirdim giyinip, bos muhabbet yapip hayatlarinda tuketimden baska en ufak bir mana bulunmayan guzel gorunuslu 6 insani koy, bak onu kac kisi seyrediyor. Ali'nin sucu mu bu?

Cozum isine gelelim: Insanlarin toplu halde mesut olmasi diye bir cozum yok. Benim gordugum, daha dogrusu okuyup ustune de gozlemledigim insan egilimi elindekine bakip mutlu olmak degil, kendi elindekini etrafindakilerin elindekileriyle karsilastirip ona gore mutlu ya da mutsuz olmak. SSCB dagilmadan Dogu Blokunda en hayatindan mutsuz grup arastirma ustune arastirmada Dogu Almanlar cikiyordu. Bu arada Dogu Blokunda en yuksek kisi basina gelir de Dogu Almanlardaydi. Ta ki biri cikip yahu bunlar mutsuz cunku kendilerini Bati Almanlarla karsilastiriyor, oburlerinin bu kadar yakin bir mutsuzluk kaynagi yok diyene kadar insanlar hayretle bakti.

$30,000 dolarla herkesin $150,000 kazandigi mahallede mutsuzluktan manyak olursun. Ayni para ile $30,000 ortalama gelir olan mahallede ortalama olursun, $10,000 olan yerde aga olur, ortada kasilarak dolasir onun bunun kizini nasil gotururme baslarsin.

Insanlarin dogasi var, biolojileriyle de cok baglantili. Kendimizi sirf beyin olarak goruyoruz 100 yildir, binlerce yildir suren hayvanligimiza ragmen (biyolojik yonumuze yani).

Herkesin mutlu olacagi sistem yok, en azindan su andaki durumda.

Kaynaklar biraz daha iyi dagilir mi dersen baska konu: kisaca yazayim (bunun sonunda bana bu adam iyice gerici diyeceksin :D ); Kucuk cozumlerle birseyler olur: aclik ceken bir koye iki tane yeni teknoloji goturur, 20 sene ugrasirsin,ama 150 koy birden yapip yuzune gozune bulastirmazsin, o 20 senenin sonunda o tek koyde mutevazi bir basari olabilir. Bunun gibi bir milyon projeyi 100 senede yaparak birseyler olur. Ama o kadar.

Proje buyudukce basarisizlik sansi ve aci yaratma ihtimali artar, seninle ben de Stalin'i aciklamaya calisiriz (ben de cok arzu ederdim raslanti diye aciklayabilmeyi inan).

Ama korkarim benim mumkun gordugum tek cozum tuccar sinifin cizdigi yapidan cikmak zorunda, uzun, epey uzun bir surecten sonra. O anlamda Marxist olabiliriz, sonunda hepimiz haftada 5 saat calisip, balik tutup kitap okuyup vakit gecirecegiz, ama on onbes bin sene sonra. Daha erken olsun diye deney yaparsak da birilerinin anasi bellenecek.
. Bu birbirine yardim etme olayi oyle yumusak kalpli nine yardimi filan degil yahu. Su anda kapitalist ulkeler de birbirlerine yardim etmek durumundalar ve ediyorlar. Ayni oyle iste ama daha planli, programli ve kucuk bir zumre yerine herkese yariyacak sekilde organize edilebilir bu yardim. Zaten gunumuzde pek bir degisiklige de gerek yok. Butun yapilar mevcut.
Kapitalist ulkeler birbirine yardim ediyor, mecburiyetten. Herkesin isine yarayacak versiyonu mecburiyet degil, o yuzden yapilarin mevcut olmasi onemli degil.

Eglence olsun diye bir de radikal cozum onerim var, sirf yapilamayacagini bildigim icin (hani benim de bir devrimim olsa :D ):

Bir sekilde televizyon seyretmeyi azaltmak, mumkunse ortadan kaldirmak ilk amacim olurdu. Tabii yerine tuccar sinif tuketim pompasi yaymayan bir sey koyarak (belki internet, zor ama belki). Bir de reklam endustrisini ortadan kaldirmak. Ama ben Lenin gibi yapamazdim, cok kotu ters tepip aclikla falan bitebilir, ama bir deneyini hayali olarak gormek isterdim.

Son olarak, ben de senin gibi Ataturk'u yurt disina cikip daha iyi taniyanlardanim. Haksizlik ettigini dusunuyorum. Ozellikle Stalin'i dunyaya musallat eden Lenin'e, onun ne kabahati var deyip, kendinden 70 sene sonra gelen Ozal'i Ataturk'e baglayarak.

Ataturk'un bulundugu yillara, sartlarina, yaptigi secimlere bakinca ben hayranlik duyuyorum, cok cok daha kotu olabilirdi. Oturup ekonomist olarak iyi miydi, daha iyi bir ekip kurup ulkenin tamaminda kalkinma konusunda birseyler yapabilir miydi denirse, konusulur, sonuca tanri degil fani. Ama yaptigi ana secimi tartisamam. Hayat kadinlari Rusya'dan Turkiye'ye dogru geliyor, aksi yonde gitmiyorlar. Bu bile 70-80 sene sonra yapilan secimlerin sonucu hakkinda birseyler anlatir.

Selamlar,

Ali
Murat Kara
Posts: 1279
Joined: Tue Oct 22, 2002 11:38 pm

Post by Murat Kara »

Ali sen belli ki acik fikirli adamsin. Ancak bu durum bile soylediklerine elestiri getirmemi engellemeyecek gibi duruyor. (Yahu su mac da baslasa artik!)
Ali Gursel wrote:Dusledigin bilince sahip olmasi gereken sinifta yok o bilinc.
Sinif bilinci zurnanin zart dedigi yer elbette. Sinif bilincinden once ben sinif ile ilgili bir ornek vereyim. Cunku senin yazilarinin tumunde ele aldigin ornekler bireylere dayali siniflara degil. Bireyler toplulugu ile sinif arasinda cok fark var.

Soyle dusunerek sinif ile bireyler toplulugu arasindaki farki farketmek mumkun: mesela calistigin yerde kil oldugun ve sumugun kadar sevmedigin bir meslekdasin var. Her firsatta yan yana gelmekten kacindigin. Bir gun sirkette bir hareketlilik yasaniyor ve iki gun icersinde herkesin sokaga atilacagi kulaktan kulaga dolasiyor. Iste bu kosullarda sen o igrendigin adamla beraber, senin en temel haklarindan birine (calisma hakkina) yapilan bu saldiriyi goguslemek icin el ele vermek isteyeceksindir. Ozelikle baska is bulman cok zorsa. Iste bu "kosullar" sinifi olusturan kosullar.

Dedigin gibi sinif bilinci isci sinifina disaridan getirilmesi gereken bir olgu. Aslinda bu her sinif icin gecerli. Tuccar sinifi da analistleriyle, think-thanklariyle, danismanlariyla bu bilinci disaridan kendisine mal ediyor ve atacaklari adimlari bu sekilde hesaplayarak atiyor.

Isci sinifinin bilincinin ayni tuccar sinifi gibi disaridan getirilmesi gerektigini akil eden ve bunu sonuna kadar savunan ilk kisi Lenin'dir. Lenin'in Marksizme en onemli katkisi da budur. Boyle bir calisma olmadan, isci sinifi 'sendika' bilincini asamaz demistir ve tarih de bunun boyle oldugunu defalarca gostermistir.

Lenin'i ozel yapan da zaten soyledigi seyi uygulamaya koyarak, ilk isci devrimini bu sekilde basariya ulastirmasidir. Zamaninda herkesi heyecanlandiran bu olmustur.
her kapitalist Ozal gibi olmak zorunda degil. Bu inan butun sosyalistler birbirine benzer demeye benziyor.
Ozal gibi derken, curumus olmak zorunda degil dedigini farzediyorum. Duruma bagli. Eger kapitalisler kar icersinde yuzuyorlarsa, o zaman boyle olmak zorunda degiller. Ama kar marjinleri azalip da, kar havuzu daralinca hepsi azginlasip, rakiplerinin canina ot tikamak zorunda. Yoksa kendisi al asagi olur. Borsada sirketinin degeri duser, vs. 1960'lardan sonra iste kar majinlerinin azaldigi bir doneme girildi. Tipki 1870-1945 doneminde oldugu gibi. Iste bu nedenle, Ozal, Reagan, Theather gibi kani bozuklar ayni donemde turediler.
Sen buna bakip, Stalin bir kazadir cikmis dersin, ben bakip o toplum ve o sartlarda Stalin cikmasi hic oyle tesaduf degil, belki Stalin kadar kotu olmazdi ama yine militarist bir tek adam cikar Lenin'in hayallerini bir guzel burusturup atip diktatorlugunu kurardi diyorum. Ataturk'ten Ozal'a giden yolda belirleyici faktorler gorup, birbirlerine vakit olarka cok daha yakin Lenin-Stalin'i tamamen alaksiz tesadufi olaylar gibi gormeni epey ilginc buluyorum.
Lenin'in icinde bulundugu durumu da dilim dondugunce ozetlemeye calisayim: 1917 Nisanina kadar Lenin devrimin Fransiz devrimi gibi burjuva nitelikli olmasi gerektigini cunku yoksul Rusya'da sosyalist devrim yapmanin intihar olacagini savunuyor. Ancak devrim kosullari olustukca, Almanya'da, Macaristan'da, Cin'de vs. de de ayni kosullarin olustugunu goruyor herkes. Trotsky 1906'dan beri bu kosullarin olusacagini iddia ettigi icin Lenin de dahil herkes dikkatini Trotsky'nin "surekli devrim" teorisine ceviriyor. O nedenle Lenin, Almanya bize katilirsa bu is olur diyor ve tarihi firsati kacirmamak icin 1917 Nisaninda 'Nisan Tezini' yazarak Trotsky ile ayni noktaya geliyor ve burjuvadan vazgecip, isci devrimine donuyor. Ekim'de devrim olduktan hemen sonra uluslararasi isciler bize destek vermezse ayvayi yedik diyor (bu sekilde demiyor tabii). Zaten Rusya'da az sayida isci var ve Lenin ciftcilerin destegi ile iktidara geliyor (bad luck!).

Netekim Alman devrimi 1918 yilinda bastiriliyor ve liderleri (Luksemburg vs) Sosyal Demokrat hukumet tarafindan suikasta kurban gidiyor. O arada Rusya kapitalist destekli 4 yil suren bir ic savasa surukleniyor. 1921'de Almanya'daki ikinci devrim denemesi de basarisiz oluyor. 1922'de Rusya'da milliyetcilerin yukselisi basliyor. 1923'un basinda Lenin yatalak oluyor. Ciftci sinifini temsil eden Stalin ile isci sinifini temsil eden Trotsky arasinda iktidar mucadelesini Stalin kazaniyor ve gerisini hepimiz az cok biliyoruz.

Bunun onemi su: Stalin, Lenin yuzunden degil, Lenin'e karsi iktidara geliyor. Stalin kesinlikle sosyalizmi temsil etmiyor, aksine burokrasiyi temsil ediyor. O nedenle Lenin'den Stalin'e ulasmak imkansiz. Aralarinda hic bir ortak nokta yok; ne felsefe olarak, ne siyaset olarak. Stalin'in Bolsevik partide olmasi, Bolsevik partinin ne kadar heterojen bir yapi oldugunu da kanitliyor ayrica. Tuccar sinifina bas kaldiran herkes, iste boyle kafasina tokmagi yer (Irak'taki gibi) mantigi da bu kavram karmasasindan cikmakta.

1922 yilinda Lenin burokrasiye ve daha sonra Stalin'e karsi mucadele vermeye basliyor ama omru yetmiyor. Lenin'in kendisini dayandigi uluslararasi olaylar gerceklesse idi bugun ne Hitler ne de Stalin tarih kitaplarinda yer almayacakti. Almanya teknoloji saglayacak, Rusya'daki isciler endusturiyi kurabilecek ve ezilen ciftcilerin verdigi destegi onlarin yasam standardini yukselterek odullendirebileceklerdi. En azinda plan boyle idi. Devrim zengin ulkelere yayilmayinca hersey suya dusmus oldu. Bunu devrimi bogan uluslararasi tuccar sinifina atfetmek yerine, Lenin'i suclamak cok komik olur.

Beni en cok sasirtan, Hitler gibi manyaklari isci sinifinin uzerine salan, Stalin'in yaptigi her katliama keyifle destek veren uluslararasi tuccar sinifi, sanki hic sucu yokmus gibi kendini aklamaya calisiyor. Bunda epey bir basari elde etmis durumda.
Yukarida yazmistim, ortada bir problem olmasi bunun bir cozumu olmasini gerektirmiyor illa. En azindan cozumun bir insan hayatinda gerceklesecek basit bir cozum olmadigi bence kesin.
Problem varsa, cozumu de bulunacaktir. Hoslanalim veya hoslanmayalim. 10-20 yil icersinde etrafta benim gibi konusan insanlarin sayisinda onemli artislar gorursen hic sasirma.
5. yuzyilda biri cikip, arkadaslar okuz gibi yasiyoruz, karanlik caglardayiz, iste aydinlanma planim dese dunya 50 senede birden 25. yuzyila atlayacak miydi?
Socrates!?

----

Bir de ben sunu anlamiyorum: Sosyalist organizasyon sekli her yerde, etrafimizda, cunku kapitalist sirketler kullaniyor bu organizasyon seklini. Mesela benim calistigim buyuk sirketlerin hepsi tepeden tirnaga planliyorlar her bir seyi. Taa ki, kagit kalem dolabina kadar hersey planlaniyor. Elbette planlayacaklar, zira bu cok verimli bir uretim sagliyor. Simdi boyle planlamaya dort elle sarilan sirketler, planlama bir ust seviyede (ulke veya dunya seviyesinde) olsun dendiginde bu fikre dusman kesiliyorlar ve planlama ile hic bir sey cozulemez diyorlar. Bunun sebebi ise acik. Olayin planlamanin kotu olmasiyla alakasi yok. Bu amcamlarin cikarlarinin makaslanmasiyla alakasi var.

Bir de olayin su yani var: mesela bir sekilde dunyanin daha akli basinda yonetildigini dusunelim. Mesela McDonnals uc bes kisinin elinde olacagina, gunes gibi, irmaklar gibi butun insanligin mali olsun. Bu durumda dunyadaki acligi bir gunde yok etmek mumkun. Binlerce McDonnalds bransindan insanlara besin degeri yuksek olacak sekilde, kofe ekmek veya baska yiyecekler pompalamak cok kolay. Ama icinde bulundugumuz sistem buna izin vermiyor.

Bir de tabii gelir dagilimi sorunu var. Cozumu de zor degil. Mesela ABD'de 30 bin dolarin altinda kazanalardan vergi alma, 150 bin dolarin uzerinde kazananlardan %100 vergi al olay buyuk olcude cozulur. Ama bunu bu sistem icersinde yapabilecek babayigidi bulmak imkansiz elbette.

----

AB baslikli topicde buralara nasil mi geldik? Ne bileyim, bu isler boyle genis iste, bir yerden girince kaybolup gitmek kolay.
Mehmet Gorgen
Staff Member
Posts: 6562
Joined: Tue Oct 22, 2002 9:19 pm
Location: Bakirkoy-Ist
Contact:

Post by Mehmet Gorgen »

EN SONUNDA MAÇ BAŞLADI :lol:
Post Reply