Page 3 of 4

Posted: Mon Feb 16, 2009 10:20 pm
by Ozan Ersoy
Ozan Ersoy wrote:Alpay'in "Turkiye iyi futbol istemiyor, arenaya gelip gladyator izlemek istiyor" lafindan yola cikiyorum. Aslinda "Turkiye iyi futbol nedir bilmiyor" daha dogru olur. Izliyor Avrupa liglerini "siir miir gibiler, abi herifler su gibi oynuyor beee. nerede bizim lig nerede onlarin ligi, ne tempo var, bizimki gugus, gogus" falan gibi laflar ortada donuyor ama bir cogu dusunuyor ki olay "cok para var, iyi futbolcu getiriyorlar, alt yapidan da iyi futbolcu yetistiriyorlar, bu kadar".

Ozgur'un aslinda yazmadigi astigi NTV'nin yazarinin soyledigi iyi futbolun olmazsa olmazi "iyi degil, pekala, cok iyi ipek hali gibi sahalar" Turkiye'de yok. Istanbul'daki sahalar bile Avrupa standartlarinda degil, Anadolu'daki sahalar ise Afrika standartlarina donuyor.

Bunun nedeni vergi mergi Turkiye'nin butcesi, ekonomisi cart curt degil. Batida lise sahalari bile Sivas/Konya/Adana/Ankara sahalarindan iyidir. Atla deve konusulmuyor burada. Futbolu yonetenlerin futbolu bilmemelerinden, orada baska dertler kisisel/siyasi cikarlar yuzunden olmalarindan veya boyle camurda, komurde oynayarak futbolu birakmis olmalarindan ileri geliyor. Yani herifler ne gormus ki ne biliyor ki ortaya olumlu bir cozum getirebilsinler. Adamin futbolun f'sinden haberi yok ki orada senede 20 milyon verilip getirilen futbolcudan bir verim alinamayacagini cozebilsin. Ulan bu mu lincoln dedikleri herif diyorlar isin icinden cikiyorlar. Neden Anelka, Carew kacti haberleri de olmuyor.

Turkiye'de futbolda para donumu arttikca takimlar arasinda fark artmaya basladi. Rekabetin olmemesi icin Anadolu'daki sahalara karismiyorlar cunku engebeli camur sahalarda tempo yapan, top kontrolu iyi olan, iyi paslasan, atak oynayan takimlarin oyunu ancak boyle torpuleniyor, bir nevi esit hale gelebiliyor. Ama burada bir ikilem var. Futbol ileri gitsin diyoruz, oynanan futbolun kalitesini begenmiyoruz, baskalarina imreniyoruz ama futbolun iyilesmesi icin gerekli en basit, en temel, ilk yapilacak seyleri yapmiyoruz. Bundan buyuk celiski mi olur?

Iyi futbol kotu sahada oynanmaz.

2+2 =4
2X2 =4
2/2 = 1

OK.. Eee? Iyi futbol istiyorsan sahalarinin hepsini duzelteceksin.
2+2 =4
2X2 =4
2/2 = 1

Yok ya? Deme.. Dedim bile. Sahan kotuyse iyi futbol bekleyemezsin.

2+2 =4
2X2 =4
2/2 = 1

Derdin iyi futbol degilse, futbolun gelismesini istemiyorsan o zaman zaten konusacak konumuz yok.

2+2 =4
2X2 =4
2/2 = 1

Ozan Ersoy

Posted: Tue Feb 17, 2009 1:22 am
by Murat Kara
Ali Gursel wrote:Murat, ben senin yanlışını düzelteyim:

(Bu arada ben Güiza'nın banka kredisiyle alındığını bilmiyordum, hoş bilsem de önemli değil, böyle bir mecburiyet yok, FB elindeki parayı kullanarak da Güiza'yı alabilir, kredi alama şart değil)

FB maç bileti, Güiza forması vs. satarken GDP'ye eklenen bir değer yaratıyor. Bu değerlerin hepsi kapitalizmin komünizme golleri olmuş yıllarca, en sonunda dopingle bile, erkek gibi Doğu Alman kızlarıyla bile önlenemeyen goller bunlar.

FB seyircisi Güiza gelmese, herkes devletin belirlediği maaşlardan para kazanan yerli futbolcuları izlemek zorunda olsa maça gitmeyecek, ya da çok daha azı maça gidecek (mesela Kuzey Kore'den epeydir ciddi futbolcu çıkmıyor, kimse maç da seyretmiyor ama senin dediğin gibi adamlar daha temel konu olan kıtlıkla uğraşıp pirinç bulma derdindeler).

Maça gitmek için bilet almak isteyen FBliler daha uzun saat calışıp daha çok para kazanıyor (çünkü sanılanın aksine çoğu insan belli şeyler yaparak gelirini arttırabiliyor, gelir tanrı tarafından sabit olarak belirlenen bir şey değil--Lenin zamanlarını saymıyorum), bu arada stadda bir sürü insan çalışıyor, Feneriumlarda insanlar çalışıyor, mal ve hizmet üretiyorlar, bunlardan hem KDV hem de gelir vergisi ödeniyor, hem devlet gelirleri hem GDP artıyor, bu artışın bir kısmı Güiza'ya da gidiyor tabii.

Yani 1800lerde kalan fikri tekrarlayayım: Güiza da gelse, Kurbağılıdere etrafında oturan çocuklar FB forması ile 11de kursalar aynı sayıda kişi maça gidecek ve aynı bilet ücretini ödeyecekler. Ekonomideki para (pastanın boyu sabit), biz sadece kime kaç dilim vereceğimizi belirliyoruz.

Bu görüşü artık solcular dahi savunmuyor Murat.

Diğer fikir pastayı büyüten faaliyetler olduğu (Güiza'yı getirmek, stad zeminini düzeltmek gibi).

Sanırım gelir ile bütçeyi neden karıştırmadığım anlaşılmıştır. :D

Devlet bütçesi teknik bir terimdir, devletin kendi gelirlerinden ya da borçlanarak harcama yapmaya yetkili kılındığı harcamalara denir. GDP bundan tamamen farklı bir ekonomik gösterge olup dünyanın hiçbir yerinde ikisi aynı olamaz.

Hoş bunlar yanlış da olsa, sen anladığım kadarıyla sadece zeminlerin düzeltilmesine değil, serbest piyasadan futbolcu alımına da karşısın (yani yazdığın 20 maddeden ortaya çıkan bu gibi).

Yani yine bir futbol forumunda saha zeminlerinin düzeltilmesi ve yabancı oyuncu alımı için okul yapılamadığına ve dikkatin okullara verilmesine geldi iş.

Ben yine bu forumun ana fikrinin ya da konusunun sosyal değişim olduğunu zannetmediğimi yazayım.

Ali
Ali, sen simdi gercekten ekomominin nasil calistigini tartismak mi istiyorsun? Bu olay 'deger teorisine' ve uc silahsorlere kadar gider (Ricardo, Adam Smith, Marx). Ozelden at bir mesaj tartisalim. Birbirimize katilmadigimiz belli. Bunu burada cozemeyecegimiz de belli.

Konudan cok uzaklastik. Ayrica senin yazdiklarini dikkatlice okuyacak vakit ayirmam lazim. O nedenle ozelden olursa, yavas yavas, bir kac ay icersinde belli bir noktaya gelebiliriz belki :)

Posted: Tue Feb 17, 2009 3:35 am
by Can Erkut Sevinc
Murat Kara wrote:Istemek kolay! Ben de istiyorum Turkiye'de muhtesem otobanlarin olmasini, sesden hizli trenlerle yolculuk etmeyi, mukemmel bir egitim sistemi icersinde gicir gicir siralari, laboratuar aletlerini, derse katilacam diye trafikte ve ya cayirlarda telef olmayan ogrencileri, bilimin en son verileri ile ugrasan bilim adamlarinin fon bulmak icin dilencilik yapmadan urettikleri buluslari, en son model saglik cihazlari ile donatilmis hasteneleri, yesillik fiskiran parklari, icine girdiginde insanin gozunu korkutan kutuphaneleri, muhtesem muzik konserlerini, tiyatro salonlarini, kayak merkezlerini, golf sahalarini, futbol sahalarini, bilardo maslarini, pinpon salonlarini, tenis kortlarini, TV'de ha deyince mikrofona uzanabilecegin kanallar serisini...

Istemek kolay! Bunlari siraya koy deseler futbol sahasi kacinci sirada yer almali sizce? Tabii bu soru sadece samimi olanlar icin gecerli!
Bunları sıraya sokacak iki mekanizma var..

1- Kamu bütçesi
2- Özel girişim

Kamu bu konuda siyasi olarak sıralama yapar, sonra bürokrasisi işine geldiği gibi çalışır, halkın bunu eleştirme ve değerlendirme kabiliyeti ne kadar ehil ise halk o kadar yönlendirir.. (bu halk içinde entellektüelite de vardır)

Tabi bu ehliyet idari sistemin ve konjonktürün imkan verdiği yetkinliktedir, bunun ileri gitmesi çok uzun bir sosyopolitik süreçtir, pek çok başka etkenle birlikte şekillenir..

Özel girişim işte bu üsttekinin ön koşul olarak hazırladığı, imkan bıraktığı, fırsat yarattığı zeminde hareket eder..

Yani bulduğunu değerlendirir, bazen bulmak istediği için üsttekine müdahil olacağı fonksiyonlara katılır, hatta diğer dış sebeplerle birlikte bazen de karşıt olarak kendi faaliyetini geliştirme programı yürütür..

Şu anda TFF bu gelişimin belirli bir sürecinde yapılanmış bir nevi evrimleşmiş, özerkleşmiştir. İdeal olmasa da gelişimi bu eksende ülkenin senin de bahsettiğin öncelikleri ve tezatları çerçevesinde gerçekleşmiştir. Hatta Kulüpler Birliği mekanizması ile ağırlığını kaydrabilecek daha kuvvetli özerk yapılanmaya dönmüştür.

Bu aşamada başlık konusu tartışma konusu halihazırda kendi özerk yapısı ve dinamikleri ile var olduğu şekli ile TFF nin faaliyetleri, bunun gereği olan azami mekan,zemin teknik şartlarının sağlanması..

Bunun tartışılması TFF ile ilgilidir, bu işe yatırım yapan, kaynak yaratan bir şekilde de elbette kaynak tüketen kulüplerin bu TFF ile ilişkileri üzerinedir..

Performans ve başarı kaygısı olan, büyümek isteyen her faaliyet gibi bunun sorgulanması geliştiricidir. Fayda açısından paylaşım burada evrensel bir zincir oluşturur, elbette önce bal tutan parmağını yalar, ama hedef için motive edicidir..

Kulüplerin bütçelerini disiplin etmek, belirli bir kısmını bu total geliştirici hedef için dilimlemelerini orantılamak, belirli bir kısım geliri havuzlamak, bu havuzdan hem mükafat hem de geliştirici paylaşım modeli oluşturmak idarelerin (misal TFF, Kulüpler birliği falan) işidir, bunu denetleyecek olan da kamu adına bu özerkliği denetleyen ama yönlendirme ve destekleme ile stratejisini ehlileştirecek kamu idaresidir, bakanlıktır, müsteşarlıktı vs..

Özgür Beyin alıntıladığı yazının her satırını tartışabiliriz, ama "sıra saha zeminine mi geldi" diye "memleketin gene ahvalına bakarak dur demek" bu mevcut ve belirli bir seviyede evrilmiş, gelişmiş yapı içerisinde çok geçtir, geridir. Gerçekçi değildir, ama şikayet oarak dikkate alınabilir, faydası da olmaz maalesef şikayet konusuna..

Mevcut durumu tespit ve kabul etmekle başlarsak, çözümü geriye gitmeden ileride bulabiliriz. diye düşünüyorum, yukarıdan aşağı nacizane..

Yaşasın yeşil sahalardan paylaşılacak pasta, kahrolsun çamur sahanın somunu! demek değil bu..

Yok çünkü öyle doyacak bir halk, kalmadı.

Merci!

Posted: Tue Feb 17, 2009 1:35 pm
by Murat Kara
Can Erkut Sevinc wrote:Merci!
Sana da Merci Can! Cikardigin sonuc eksik olsa da nihayet ayni dilden konusan birisi cikti.

Diyorsun ki memleket hamur gibi yogrulmus bir sekle sokulmus, herkes kosesini kapmis, kaynaklar mevcut GSYIH uzerinden kamu ve ozel sektorun kiyasiya girdikleri bir mucadele (rekabet) sonucu paylastirilmis, TFF'nin payina da dusen dusmus, kacan kacmis, olay bitmis! Bu da konjokturun izin verdigi olculerde gerceklesmis ve hersey olacagi yere varmis, konu kapanmis! TFF'nin hakkina da dusen dusmus, TFF de istedigi gibi bu butceyi yonlendirebilir ve eger bizler de sesimizi cikartmassak o butce sahalari onarmaya harcanmaz, baska yerlere harcanir. Halbuki 'iste ortada' sahalarin hali ve acilen birseyler yapilmasi gerekiyor, bu durumda da ses cikarmayip oturanlar, TFF butcesinin dogru yonde harcanmasini engelliyor!

Eger olaya sadece TFF butcesi olarak bakarsak soylediklerinin hepsi dogru. Ancak bahsettigin mucadeleyi biraz onceye alirsak olay baska.

Ozetle soyle basit bir durum var: ben yillar once Bali'ye gitmistim. Firsatini bulunca kaldigim 5 yildizli otelin disina cikip yurumeye basladim biraz. Daha 10 metre ya gittim ya gitmedim, gecekondulardan olusan buyuk bir yerlesim alani cikti karsima. Orasinin gecekondulari bizimkiler gibi degil. Cok daha derme catma. Insanlar cok sefil. Elbette icim parcalandi. Bir tarafta golf sahali filan bir otel. Yani basinda bu rezalet.

Simdi boyle bakarsak su soru akla geliyor: Turkiye'de hersey yikik dokukken, memleketin her yerinde son model stadlarin yukselmesini insanin midesi kaldirir mi? Stadtan cikacaksin her yer camur. Otobus gelmiyor. Tren, tramvay yok. Araban varsa trafik calismiyor! Ama stad cok guzel! Degerli futbolculara birsey olmasin. Guzel futbol oynamalari icin buna deger. Olur gorursem soylerim! Ozgur'un astigi makalede adam Saracoglu'nu begenmiyor, daha iyisini istiyor. Hem de her yerde. Midesi belli ki kaldiriyor. Burada uzerime bu kadar cullanildigina gore burada da midesi kaldiranlar mevcut.

Mesela herseyimiz varken stadlari ihmal ediyor olsalar, o zaman tamamen hakli bir durum olurdu. Ben de herkesle beraber acardim agzimi yumardim gozumu. Mucadeleye katilir ve hak ettigim guzel futbol ortaya cikana kadar mucadeleyi surdururdum.

Senin yukarida kacirdigin nokta ise su: ima ettigin mucadelenin sonucunu belirleyen konjokturlerin kendisi de bu mucadelelerin bir sonucu. Bunu anlayabilmek icin sistem disinda dusunmeyi ogrenmek gerekiyor. Sistemin icinde kaldigin surece, o sistemin yarattigi konjokturler sanki doga olaylariymis gibi gorunur. Anlaman mumkun olmaz ve 'boyle gelmis boyle gider' der, bikar ve yilarsin.

Bunu bir suclama olarak soylemiyorum. Sadece kendi pozisyonumu netlestirmek icin soyluyorum. Isteyen istedigi gibi dusunur ve hareket eder, istedigine destek verir. Ama bilmeden destek verenler olursa, o zaman onlari da uyarmak her vatandasin gorevi benim gozumde.

Posted: Tue Feb 17, 2009 4:52 pm
by Alpay Dedeoglu
Memlekette gelir ucurumu ve sefalet var, o zaman stad olmasin,
fazla size , kaynaklar oraya gitmesin diye anlayabilecegim onermenin sosyal boyutuna katilmakla kismen katilmakla beraber , realist olarak katilmiyorum. Yalniz iyilerin dürüst olmasi degil, ayni zamanda pragmatik ve proaktif olmasi gerekmektedir hamasi teorilerden uzaklasip realist cozumleri hayata gecirsin.

1-)Türkiyedeki stadlarin düzeyi, en az su anki Turkiyenin kisi basina dusen milli gelirine gecmis yillarda bati ulkeleri sahipken ne duzeyde ise o kadar olmalidir.

2-) Bu Turkiyede su anda ekonomik endirek etkiledigi sektorlerle ile bir buyukluk ve bu buyukluge denk gelen seviyede olmalidir. Evet belki klupler vergi kaciriyor fakat bundan beslenen diger dolayli sektorlerden toplanan vergiler cikarir, hatta bazi un duskunu zenginlerin zuladaki oparasini ekonomiye dondurur.


3-) Turkiyedeki ilgiye ve 4 mevsim sartlarinda futbol oynamaya müsait oldugu icin ekonomideki mukayeseli avantaj teskil eder , dolayisiyla stad seviyesinin daha iyi olmasi gerekir. Ornek olarak Turkiye turizm ulkesi oldugu icin , gelismis bircok ulkeden daha modern ve kaliteli otelleri ve tatil koyleri vardir.

Posted: Wed Feb 18, 2009 5:09 am
by Ozgur Huseyinoglu
Celal Gürcüoglu wrote:Ya Ozgur senin isin gucun yok mu kardesim? :)
O isimin gucumun arasinda, foruma uzunca zaman ayiracak kadar bakmayinca, 3 sayfa yazilmis benim maydonoz'un ustune... :) Eh, bir yerde yararli olmus diyorum.

Nasil TR'de sahalarimizin durumu 20 yil oncesi ile karsilastirilamayacak kadar iyiyse, bundan bir 20-30 yil sonra da, (cok siradisi olaylar olmadikca), simdikinden cok daha iyi olacaktir. Sivas sahasi artistik paten sahasina, en soguk kislarda bile benzemeyecektir. Benim o yaziyi asarken ki asil derdim (hani oyle gozumu hirs burumusluk, veya yaziyi gorunce "para bulmus cocuk gibi sevinmislikten" ote), bu gibi ortamlarda (NTVSpor'u kastediyorum), bu gibi yazilarin yaziliyor olmasi, bu sartlarin olusmasini 20-30 yildan one cekecektir diye idi. Eh, NTVSpor kadar olmasa da, burda tartisilmasi da, yine de olumlu olacaktir fikrindeyim.

***
Ozan Ersoy wrote:
Celal Gürcüoglu wrote:
Ali Gursel wrote:Murat, bazen benimle ve forumla kafa bulduğunu düşünüyorum.
:lol:
Nefesinize yazik....
Benzer, nacizane bir tavsiyede ben de surda ve baslik altindaki bir kac yazida daha bulunmustum. Orda da soylemistim, herkes istedigini yapmakta ozgur ama, ben olsam, sadece su alinti ile cevap verirdim "kafa bulma" yazilarina:
Murat Kara wrote:Yani bu forumun fonksiyonu bu sorunu konusmaya yetmez.
***
Ufuk Sezekkaplan wrote:
Alpay Dedeoglu wrote:Ozgurcugum sen bilirsin, pastirmadanmi yoksa kayisidanmi ileri geliyor bu zeka kupu buluslar? ... Ben yapilan herseyde kayirma ve kotu niyet ariyorum.
Ve de içinde Kayseri olursa...
Daha once yazmistim sanirim, tekrar olabilir ama, yazmis olayim. Sevgili Alpay, klasik laftir, "Kayseri'de bir cocugu once, cirak olarak ticarete baslatirlarmis, beceremezse, okula yazdirirlarmis!". :) Eh, benim beceriksizlik, M.S. derecesinde onayli oldugu icin, Kayserililigi oyle hepten sahiplenip de, bu olayin analizini yapabilecek durumda degilim sanirim... :) :?

Ote yandan, vurguladigin ornek de, ilerde emsal teskil etmesi acisindan ilginc olabilir! Ugur-Kirici tip sahalarda maclardan once, bizimkiler, bir fakulte hastanesinin doktorlarini kafalasin, olsun bitsin bu is, ne diye oyle "Federasyonu goreve cagiriyoruz" filan diye demecler veriyorlar ki!?

***
Alpay Dedeoglu wrote:1-)Türkiyedeki stadlarin düzeyi, en az su anki Turkiyenin kisi basina dusen milli gelirine gecmis yillarda bati ulkeleri sahipken ne duzeyde ise o kadar olmalidir.
Buna paralel, hatta, TFF'nin ozerk yapisiyla, aslinda daha bile sahalarin iyilestirilmesine agirlik veren bir ifade vardi yaziya yapilan yorumlar arasinda:
'alper çapan - İstanbul' wrote:Avrupa klasmanında marka değeri açısından 6.sıradayız önümüzde olanlar malum onları söylemeye gerek yok peki marka değeri bizim gerimizde olanlar kimler? Hollanda,Belçika,Norveç,İsveç,Avusturya İsviçre,Yunanistan vs..sözünü ettiğim ülke takımlarının stadları marka değeri onların çok üstünde olan Türkcell süperlig takımlarının stadlarından bırakın kötü olmayı,onlara 10basacak kalitedelerki bu saydıklarım arasında iklim koşulları açısından bizle kıyaslanmayacak ölçüde sert iklime sahip ülkelerde var
Bu katilimcinin yazdigi illaki de dogrudur iddiam yok, hatta ("marka değeri" = "naklen yayinlar icin odenen para(?)") gibi bir basitlestirme de yapmis sanirim ama, ana fikir olarak, cok da uzak gelmiyor bana. Eger TR futbol endustrisinde, boyle paralar donuyorsa, TFF butcesi, gelir fazlasi veriyorsa, (sporcu sagligini da direk etkileyecek) sahalarin bu durumu, "birsey yapilmasi gerekenler" listesinde ilk siralara yukselmeli.

Posted: Wed Feb 18, 2009 2:19 pm
by Kenan Atak
Ozgur Huseyinoglu wrote:[ Orda da soylemistim, herkes istedigini yapmakta ozgur ama, ben olsam, sadece su alinti ile cevap verirdim "kafa bulma" yazilarina:
Özgur daha evvel de söyledim galiba anlasilmiyor. Burasi forum katilimcilarinin yargilanma yeri degil. Senin uzun uzun bir konuda dusuncesini emek vererek dile getiren bir insan icin forumla kafa buluyor deme hakkin yok. Bu yazdigima da ordan burdan alintilardan cimbizla cekip, yanina ufak buyuk fontlar koyup bir iki de gulucuk yapistirip cevap de verme. Bu forumda insanlari yazdiklarinden dolayi yargilamaga kalkarsak burasi yazisma platformu olmaktan cikar. Dilimizde tuy bitti bunu söylemekten. Hele hele etik gibi hakkinda kafa patlattigin bile mechul devasa bir konuya girip, Bakkal Ahmet efendi söylemi (sorgulanmadan kabul edilmis normlara, degerelere bir metafor bu Bakkal Ahmet efendi söylemi lafi, bunu da cimbizla cekmeyesin diye parantez arasi belirtiyorum) ile baskalarina yuzsuz samimiyetsiz falan diye de ithamlarda bulunma benden tavsiye. Actigin konu ile ilgili yazacagin varsa yazarsin. Konu sahalar, Murat'in samimiyeti veya forumla dalga gecip gecmemesi degil. Actigin konuda 'forumla kafa buluyor' diye insanlara dislatmaga ve karalama calistigin kisinin yazisi senin son mesajindaki yazdiklarindan daha ilgi cekici ve cok daha derinlikli gelebilir bir baskasina da. Burda foruma yazan insanlarla alay etmeye, kucuk dusurmege calismaya, hedef göstermeye kimsenin hakki yok. Madem MS'in var bununla gurur duyuyorsun, MS'i olan bir insan icin bu kadar basit birseyi anlamak zor degil.

Posted: Wed Feb 18, 2009 8:03 pm
by Ozgur Huseyinoglu
Kerem Tezic wrote:
Ozgur Huseyinoglu wrote:Orda da soylemistim, herkes istedigini yapmakta ozgur ama, ben olsam, sadece su alinti ile cevap verirdim "kafa bulma" yazilarina:
Özgur daha evvel de söyledim galiba anlasilmiyor. Burasi forum katilimcilarinin yargilanma yeri degil. Senin uzun uzun bir konuda dusuncesini emek vererek dile getiren bir insan icin forumla kafa buluyor deme hakkin yok.
Kerem o cimbizla alintiladigimi soyledigim yerleri dikkatli oku lutfen. Ali Gursel'den yaptigim alintida "forumla kafa bulduğunu düşünüyorum" diye bir ifade var, benim kendimden yineledigim bir laf degildi bu, onun icin tirnak icinde tekrarlamistim. Sadece benim daha onceki dusuncelerimi destekler bir tez oldugu icin ben de goruslerimi yinelemis oldum.

Foruma kotu niyetli yaklastigini dusundugum birine ait dusuncelerimi paylasmak, kusura bakma ama, forumun genel sagligi acisindan, katilimci olarak gorevim diye dusunuyorum.

Madem nelere hakkimizin olup olmadigini konusuyoruz, paralel sekilde, ben de "bu saha sartlari konusunda onca yazilan ciddi yaziya karsilik, senin de boyle 'maydonoz' laflari edip, dalga gecmeye, o insanlarin dusuncesine saygisizlik etmeye hakkin yok" desem?? Eger sen vazgececeksen ovunerek soyledigin makara yapmaktan, ben de olayi kisisel boyutta yargilamaktan vazgeceyim madem. Sevdigim insanlari pekiala PM ile de uyarabilirim, samimiyetsizliklere karsi.

Hem ayrica, bilmiyorum o zaman forumu yakindan izlemiyor muydun ama, samimiyetsiz suclamamda, bana gore hic de "Bakkal Ahmet efendi söylemi" yok. Bence gayet guzel sorgulanmis, ve onaylanmis bir gecmisi var bunun (bkz. 29 Agustos tarihli yazim). Ilgileniyorsan, bulurum sana o yazinin oncesini, oyle sabrimin tukenme nedenini de.

Kendimi nispeten oldukca sakin, barisci bulurum. Hic derdim degil tutup da burdan birileriyle boyle gergin bir ortamda bulunmak, ama dedigim gibi, biz katilimci olarak buraya bir emek veriyorsak (icerigi belki her zaman doyurucu bulunmaz dedigin gibi ama), zaman harciyorsak, bu ortami onaylanmis ikiyuzlulukleriyle kirletenlere karsi bir kac soyleyecek lafimiz da olsun izninle...

Posted: Wed Feb 18, 2009 8:26 pm
by Kenan Atak
Ozgur Huseyinoglu wrote: Kendimi nispeten oldukca sakin, barisci bulurum. Hic derdim degil tutup da burdan birileriyle boyle gergin bir ortamda bulunmak, ama dedigim gibi, biz katilimci olarak buraya bir emek veriyorsak (icerigi belki her zaman doyurucu bulunmaz dedigin gibi ama), zaman harciyorsak, bu ortami onaylanmis ikiyuzlulukleriyle kirletenlere karsi bir kac soyleyecek lafimiz da olsun izninle...
Simdi baktim o eski linkte burda sana cikistigim gibi Murat'a cikismisim. Burda o eski olaydaki samimiyet sorgulaman hakli gözukse bile konu kapanmis ve baska bir konuda yaziliyor ve burda forumla dalga gectigi önermesinde bulunmak ne kadar dogru ve bunu isitip isitip getirmek?

Daha evvel yazdigim gibi bir kisinin bilincinden geceni anack o kisi bilebilir sen veya ben veya 3. kisiler degil, bilinc dedigimiz sey 1. sahisa özgu olduguna göre. O zaman baskasi da kalkip seni ikiyuzlulukle suclarsa ugras dur bu forumda. Maydanoz espirisi ile insan yargilamak, ikiyuzlu diye itham etmek, karakter sorgulamasi yapmak arasindaki farki ayirdedemeyecek birisi degilsin. Maydanoz espirisi eger insanlarin ruhunda yaralar acacaksa pes dogrusu. Benim o espiriyi o amacla yapmadigim gun gibi acik, oysa bircok mesajda direk saldiri var. Sadece Murat konusu degil konu. Hala ayni seyler oluyor.

Cok basit bir soru soracagim. Bu tartisma platformunda cok az kisi birbirini taniyor. Insanlara 'sacmalamissin, karaktersizsin, söylesin, böylesin' diye saldirirken hic dusundunuz mu burda yazan tanimadiginiz bir kisinin ne gibi dertleri olabilir diye? Diyelim adam agir hasta, felcli, veya issiz bunalimda, cocugu veya yakini agir hasta vesaire, belki isinden gunluk hayatin dertlerinden kendi varligindan bunalmis halde ve forum kurallarini delmeden burda görusunu kendince belirtiyor ve sonra hic tanimdagi biri veya birileri kalkmis ona en agir laflarla saldiriyor. Nasil dusunur o adam ne hisseder bunlar hic aklinizdan geciyor mu? Su kadarcik empati hissi yok mu? Bir kere hazir pat diye cevap vermege calismadan evvel dusunmekte yarar var. Eger bu yazdigim seni dusundururse ben sana gunun en buyuk iyiligini yapmis olurum. Yanlis yaptiginda o yanlis yaptigini göre göre arkadasim diye dalkavukca yapilana sirt sivazlayan kisiden asil korkmakta yarar var.

Sözlerimi topraklarimizdan gecen yunanli Diyojen'in bir hikayesi ile bitireyim: Diyojen birgun esir pazarinda satiliyormus, sahibi dislerini kontrol etmis agzina bakmis tam o sirada Diyojen kendisine demis ki: 'köle degil kendine efendi almak istiyorsan beni al'.

Posted: Wed Feb 18, 2009 9:57 pm
by Murat Kara
Ozgur Huseyinoglu wrote:Hem ayrica, bilmiyorum o zaman forumu yakindan izlemiyor muydun ama, samimiyetsiz suclamamda, bana gore hic de "Bakkal Ahmet efendi söylemi" yok. Bence gayet guzel sorgulanmis, ve onaylanmis bir gecmisi var bunun (bkz. 29 Agustos tarihli yazim). Ilgileniyorsan, bulurum sana o yazinin oncesini, oyle sabrimin tukenme nedenini de.
Bu yazi mac heyecani icinde telef olacak ama onemli degil.

Senin o samimiyetsizlik kaniti olarak cimbizla cekip getirdigin yazilarin yaninda, benim o zaman ki yanitlarimi da sunman gerekir. Yoksa birisi de sana cikip samimiyetsiz der ve olay uzar.

Hadi bakalim git ve bul o yanitlari da itham altinda kalma.

Posted: Wed Feb 18, 2009 10:05 pm
by Ozgur Huseyinoglu
Murat Kara wrote:Hadi bakalim git ve bul o yanitlari da itham altinda kalma.
Itham altinda kalmadim merak etme, Kerem'e bulduklarim yetti ve ozel mesajlarimizda buyuk oranda hemfikir olduk sayilir diye dusunuyorum. Sen gidip bul istersen, bana hak verdigi noktalardan onu vazgecirebilecek misin bakalim?

Neyse, ben maca odaklaniyorum artik...

Posted: Wed Feb 18, 2009 10:13 pm
by Murat Kara
Ozgur Huseyinoglu wrote:
Murat Kara wrote:Hadi bakalim git ve bul o yanitlari da itham altinda kalma.
Itham altinda kalmadim merak etme, Kerem'e bulduklarim yetti ve ozel mesajlarimizda buyuk oranda hemfikir olduk sayilir diye dusunuyorum. Sen gidip bul istersen, bana hak verdigi noktalardan onu vazgecirebilecek misin bakalim?

Neyse, ben maca odaklaniyorum artik...
Iyi o zaman mactan sonra yazisiriz. Karalama kampanyasi bolum 2 bakalim nasil sonuclanacak.

Posted: Thu Feb 19, 2009 8:54 am
by Murat Kara
Murat Kara wrote:
Ozgur Huseyinoglu wrote:
Murat Kara wrote:Hadi bakalim git ve bul o yanitlari da itham altinda kalma.
Itham altinda kalmadim merak etme, Kerem'e bulduklarim yetti ve ozel mesajlarimizda buyuk oranda hemfikir olduk sayilir diye dusunuyorum. Sen gidip bul istersen, bana hak verdigi noktalardan onu vazgecirebilecek misin bakalim?

Neyse, ben maca odaklaniyorum artik...
Iyi o zaman mactan sonra yazisiriz. Karalama kampanyasi bolum 2 bakalim nasil sonuclanacak.
Burada amacim Ozgur'e yanit vermek degil. Ozgur'un yazdiklari zaten kendi kendini curutuyor. Amacim Ozgur'un bilerek eksik biraktigi yerleri tamamlamak.

Haa bu arada burada bayat meteryal cok. O nedenle bir kac kisi disinda eskilerin tekrar okumsaina gerek yok, vaktiniz cok degilse.

Belli ki bir kac ay yazmayinca, eski camlar bardak olmamis. Onun icin Ozgur'un degindigi 'tescilli samimiyetsizlik' neymis onu kendi acimdan izleyicilere sunayim. Sonra herkes kendi karar versin.

Olayin gobeginde Murat Kara/Ozan Ersoy cekismesi yatmakta. Eger buna cekisme denirse.

Efendim bir gun (Haziran 2006) Murat Kara su imzayi koymus kisisel imza hanesine http://www.newyouth.com/content/view/164/68/

Sonra forum yonetimi toplanmis ve ne yapacaz bu adami diye dusunmusler. Ardindan MK bir mesaj almis Mehmet Gorgen'den. Mehmet imzanin uygun olmadigini kibarca MK'ya iletmis ve MK'da cimbom.org'a ilk girdigi gun imzayi silmis. Mehmet'den de kibar bir tesekkur yazisi gelmis.

Mehmet'in ricasi ile beraber Ozan Ersoy'dan da bir mesaj gelmis. MK bu iki mesaji ayni gun okumus. "Ustelersen sifrenin silenecegini soylememize gerek yok sanirim" seklinde tehdit iceren bir mesaj imis bu.

Imza silindikten sonra Ozan MK'ya bir tessekkur yazisi gondermis. MK'da Ozan'a senin tehdinden dolayi degil, Mehmet'in kibar mesajindan dolayin sildim imzayi diyerek Ozan'i biraz terslemis. Ozan'da artik normal oldugunu bildigimiz 'valla yerse' seklinde kopek cekerek yanit vermis. (Aslinda simdi gidip bakinca, o mesajlarin Ozan'in standardi ile ne kadar nazik olduklarini farkettim)

Efendim o gunden sonra, Ozan'i taniyanlar MK'nin basina ne geldigini bileceklerdir.

Genelde kisilere karsi tavir almaktan kacinan MK, aptal omadigi icin, kendisine yapilan kisisel saldirilara karsilik vermekte hic bir sakinca gormemis.

Sonra gunlerden bir gun Ozan, MK ile giristigi bir tartisma sonrasi, baslarim ben boyle foruma deyip kizip gitmis. Kapiyi da disaridan carpmis.

Sonradan MK gidip yazdiklarina bakmis ve daha yumusak yazabilecekken, kalp kirici yazdigina karar vermis. Ozan'in burada ne kadar kiymetli bir yazar oldugunu bildigi icin de bu duruma uzulmus. Bu uzuntusunu forumda da dile getirmis. Hatta Ozan'a ozel mesaj ile de ulasmaya calismis. Ama Ozan hic orali olmamis.

Sonra efendim uzunca bir sure sonra Ozan yuvaya donmus. Eh, MK'da sevindim diye mesaj atmis buraya.

Muhtemelen daha once MK, Ozan'in gittigine uzuldugunu yazdigi icin, Ozan gelince ona karsi MK'nin yumusak olacagi beklentisi olusmus. Ama MK oyle dusunmemis. Ozan geri gelsin derken, her soyledigini opup basima koyacagim dememis.

Cunku:
Murat Kara wrote:Ben Cengiz'i, Ozan'i, MGC'yi vs.yi okurken kendime amac olarak uzum yemeyi belirliyorum. Arada bagciya yakalanirsam, o zaman duruma gore davraniyorum. Bagci uzerime yururse, kendimi savunmam gerekebiliyor.
Ozgur'un gonderme yaptigi yazinin da tamami su:
Murat Kara wrote:
Alpay Dedeoglu wrote:Arguman esliginde yaklasim ve akilcilik demekteyim en son.
Alpay, bireylerin zaman zaman anlasamamasi ve zaman zaman anlasmasindan dogal birsey olamaz. Ancak her iki durumda da kisileri incitmeden, yapici olmak gerekir. Senin verdigin ornekler de hep yapici ornekler.

Ancak soyle bir okuyuver son 24 saat icersinde yazilanlari. Inanilir gibi degil. Ya da aslinda belki inanilir gibi ama ben cok safim. Gecmiste olan onca gurultuden sonra, ayni seylerin hala gundeme gelmesi gercekten cok sasirtici ve hic gerek yok.

Ama senin dedigin gibi yapici degil de, bireylere isim vererek varan yikici yaklasim terkedilmedikce bu isin cozumu yok. Bunun da onune kin tutmayarak gecilebilir sadece.

Elbette Ozan'dan bahsediyorum. Bu kadar zeki, belli konularda bilgili birisi ister istemez forumda bir agirliga sahip oluyor. Ayrica foruma da cok sey kattigina inaniyorum. Hic birsey yapmasa, zaman ayirip detayli analizler yaziyor. Dogru ya da yanlis ama ciddiye alarak emek veriyor ve bunun karsiligini da bir cok kisinin saygisini kazanarak aliyor.

Ancak o agirligi kaldiracak olgunluga da erismesi lazim. Ben sahsen gecen zaman icinde olanlardan sonra Ozan'in oldukca olgunlastigini dusunuyordum. Ama simdi olanlar beni sasirtti ve biraz da hayal kirikligina ugratti. Umarim yine cekip gitmez kizip ve alinganligin yerini hosgoru alir.

Tabii benim bu foruma pek katkim olmuyor ama boyle burnumu sokmadan da duramiyorum iste.
Simdi ise is cigrindan cikmis durumda. Gecen gunku 'muhabbet' bunun en guzel ornegi. Burada olmamasi gereken yazilar bunlar (bu yazi da dahil).

Efendim iste bu nedenle MK samimiyetsizin teki. Ozgur, tescil edenin kim oldugunu soylememis ama belli ki o otorite de kendisi.

Posted: Thu Feb 19, 2009 9:48 am
by Ozgur Huseyinoglu
Bile bile ladese dusuyorum ama, olsun varsin...
Murat Kara wrote:Ozgur'un gonderme yaptigi yazinin da tamami su: ...
Ozgur'un gonderme yaptigi yazi o degil. Ozgur'un gonderme yaptigi yazi (boyle kendimizden 3. tekil kisi gibi sozetme adetimiz cikti madem :) ), yukarda linkini verdigim yazimda (Post# 77816), senden yaptigim ilk alinti (ve daha oncesindeki actigin baslikla (*) o yazinin yarattigi celiski, ikiyuzluluk)...
_________________
Özgür
(*)
Murat Kara wrote:Ozan'in burada ne kadar kiymetli bir yazar oldugunu bildigi icin de bu duruma uzulmus. Bu uzuntusunu forumda da dile getirmis.

Posted: Thu Feb 19, 2009 10:44 am
by Murat Kara
Ozgur Huseyinoglu wrote:Bile bile ladese dusuyorum ama, olsun varsin...
Murat Kara wrote:Ozgur'un gonderme yaptigi yazinin da tamami su: ...
Ozgur'un gonderme yaptigi yazi o degil. Ozgur'un gonderme yaptigi yazi (boyle kendimizden 3. tekil kisi gibi sozetme adetimiz cikti madem :) ), yukarda linkini verdigim yazimda (Post# 77816), senden yaptigim ilk alinti (ve daha oncesindeki actigin baslikla (*) o yazinin yarattigi celiski, ikiyuzluluk)...
_________________
Özgür
(*)
Murat Kara wrote:Ozan'in burada ne kadar kiymetli bir yazar oldugunu bildigi icin de bu duruma uzulmus. Bu uzuntusunu forumda da dile getirmis.
Aferim bak hemen bulmussun hop bir hata. Simdi kafamda canlandi, gol atan futbolcu gibi cimlerin uzerinde yatarak, kayarak kutlamissindir sen.

Senin gondermede bulundugun yazida MK'ya gonder me var ama. Yani gondere gondere bir hal olmus durumdayiz.

Be Ozgur, madem oyle sipsak buluyorsun, ne diye ugrastirdin beni bu kadar. Git bul getir hepsini iste, oyle cimbizlayacagina! :idea:

Yakinda bu sacma yazilardan ansiklopedi olacak zaten.